Kıbrıs meselesi konusunda AB-Türkiye gerilimleri artıyor

Hasan Yıldırım
4 Aralık 2020

Kuzey Kıbrıs’ta Kapalı Maraş’ın (Varoşa) tek taraflı olarak açılması ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki devletli çözüm önerisi, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki gerilimleri daha da şiddetlendirmiş durumda. Bir zamanlar dünyaca ünlü bir turist merkezi olan Maraş, 1974’teki savaş ve Türkiye’nin adanın kuzeyini işgal etmesinden beri tampon bölge olmuş ve bir hayalet şehre dönüşmüştü. NATO içinde Doğu Akdeniz konusunda çatışmalar artarken, bölgenin bir kısmı 8 Ekim’de kullanıma açılmıştı.

15 Kasım’da ise, sadece Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) bağımsızlık ilanının 37. yıldönümü nedeniyle düzenlenen resmi ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan, yanında bakanlar, bürokratlar, partisinin müttefiki olan aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) lideri Devlet Bahçeli ve yeni seçilen cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte Maraş’ı ziyaret etti.

Erdoğan burada, önceki barış müzakerelerinin başarısızlığa uğramasından AB güçlerini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni sorumlu tuttu. Kıbrıs’ın birleşmesi için daha fazla müzakereye karşı çıktı ve hükümetinin Kıbrıs politikasında yeni bir dönüşün ifadesi olarak “iki devletli çözüm”ü öne sürdü.

Erdoğan, 15 Kasım’daki Maraş ziyaretinde AB devletlerini hedef alarak şunları söylüyordu: “Bugün de yalan söylüyorlar… Bugün Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı devlet vardır. Egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümün müzakere edilmesi gerekiyor. Son seçimlerde KKTC halkının iradesi de bu yönde tecelli etmiştir. Garantör ülke olarak bizim de KKTC’nin de diplomasi oyunlarına artık tahammülümüz kalmamıştır.”

Kıbrıs çevresinde enerji kaynaklarının keşfedilmesinin ve NATO’nun Libya ve Suriye savaşları nedeniyle bölgesel gerilimlerin artmasının ortasında, en son müzakere süreci 2017’de sona ermişti. Kıbrıs Cumhuriyeti, büyük enerji tekellerine hidrokarbon arama lisansı verirken, Türkiye bunların geçersiz olduğunu ve KKTC’nin de kaynaklar üzerinde eşit haklara sahip olduğunu ilan etti. Ardından da savaş gemileri eşliğinde kendi sondaj gemilerini Yunanistan ile Kıbrıs’ın da hak iddia ettiği bölgelere göndermeye başladı.

Adanın kuzeyinde 18 Ekim’de düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçiminde Ankara, “iki devletli çözüm”ü destekleyen eski Başbakan Ersin Tatar’a arka çıktı. Seçimi kaybeden önceki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ise, Kuzey Kıbrıs burjuvazisinin, güneydeki Kıbrıs Cumhuriyeti ile yeniden birleşme ve böylece Avrupa Birliği’ne katılma taraftarı kesiminin adayıydı.

Ersin Tatar, geçen ayki cumhurbaşkanlığı seçimini kazandıktan sonra Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ile bir araya gelmiş ve iki ülke arasında yapılacak olan, üç garantör ülkenin (Türkiye, Yunanistan ve Britanya) ve Birleşmiş Milletler’in de katılacağı toplantılar yapma taahhütlerini dile getirmişlerdi. Ersin Tatar, Anastasiadis’in iki devletli çözümü dışlamadığını dile getirirken Anastasiadis bunu kesin bir dille reddetti.

Kıbrıs pazarlıkları, bölge genelinde büyük güçler arasında özellikle geçtiğimiz yıldan beri tırmanan şiddetli bir nüfuz mücadelesini alevlendiriyor.

Yunanistan ve İtalya üzerinden Avrupa’ya doğalgaz taşıması planlanan “EastMed” boru hattı projesi, Türkiye’nin sert tepkisini çekmişti. AB güçleri bu projeyi desteklerken, Ankara projenin dışında bırakılmasına itiraz etti ve Ege Denizi’nin önemli bir kısmında hak iddia ettiği bir “mavi vatan” haritası açıkladı. Geçtiğimiz yılın Kasım ayında Libya’daki İslamcı Ulusal Mutabakat Hükümeti (GNA) ile ikili bir deniz sınırı ve askeri işbirliği anlaşması yapan Ankara, Kıbrıs’ı AB ile bir pazarlık kozu olarak kullanıyor.

22 Kasım’da Doğu Akdeniz’de meydana gelen olay, bu gerilimleri daha da yoğunlaştırmış durumda. AB’nin Irini Operasyonu misyonunun parçası olan Alman askerlerinin Libya’ya gitmekte olan bir Türk yük gemisine çıkıp gemide arama yapması, Erdoğan hükümetinin sert bir protestosuna yol açtı. Haziran ayında da, Fransız fırkateyni Courbet, Libya’ya yük taşıyan Türk gemilerini durdurmaya çalışınca, Türk savaş gemileri ateş açmaya hazır olduklarının işaretini vermişlerdi.

Bu patlayıcı bölgesel gerilimler ve Erdoğan’ın Kıbrıs’ta “iki devletli çözüm” önerisi ile Rum tarafının AB üyesi birleşik bir Kıbrıs yaklaşımı arasındaki uzlaşmaz farklılıklar, yeni görüşmelerin sonucunun büyük olasılıkla başarısızlık olacağını şimdiden gösteriyor.

AB yetkilileri, Türkiye’ye yaptırım uygulama tehditlerini artırıyorlar. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, “Aralık ayındaki AB zirvesinde ne karar alınacağı Türkiye’ye bağlı” açıklaması yaptı. Erdoğan’ın Maraş ziyaretini bir “provokasyon” olarak adlandıran Maas, Türkiye’ye karşı yaptırımların gündemde olduğunu şu sözlerle ifade ediyordu: “Eğer Aralık ayına kadar Türkiye’den olumlu bir sinyal görmezsek, sadece Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs ziyareti gibi başka provokasyonlar görürsek, o zaman zorlu bir tartışmaya doğru yol alacağız.”

Maas ve Fransız mevkidaşı Jean-Yven Le Drian, 16 Kasım’da Washington Post’ta çıkan ve Biden yönetimi sonrası Atlantik ötesi ilişkilerin geleceğini ele aldıkları ortak yazılarında Türkiye’ye şöyle değiniyorlardı: “Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve başka yerlerdeki sorunlu davranışını da ele almamız gerekecek.”

10-11 Aralık’ta düzenlenecek AB liderler zirvesi öncesinde, Reuters’ın haberine göre, Avrupa Parlamentosu, geçtiğimiz Perşembe günü Kıbrıs Cumhuriyeti’ni destekleyen ve AB liderlerini “Türkiye’nin yasa dışı eylemlerine cevaben harekete geçmeye ve sert yaptırımlar uygulamaya” çağıran, bağlayıcı olmayan bir kararı kabul etti.

Sözde NATO “müttefikleri” olan Fransa ve Türkiye de, Paris’in Doğu Akdeniz’de Atina’yı savaş uçakları ve başka gelişmiş silahlarla Ankara’ya karşı askeri olarak desteklemesinin ardından artan bir çatışma halindeler. Fransa, son dönemde, bölgede Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile bağlarını kuvvetlendirdi ve Akdeniz’de Mısır’la ortak deniz tatbikatları düzenledi. Dahası, bugüne kadar ilk kez, Fransa ve BAE, Doğu Akdeniz’de 30 Kasım-6 Aralık arasında düzenlenmekte olan “Medusa” tatbikatlarına katılıyorlar. Bu tatbikatlar, 2017’den beri Kıbrıs, Yunanistan ve Mısır arasındaki üçlü işbirliğinin parçası olarak düzenleniyor. Bunların yanı sıra, Paris ve Ankara, Libya, Suriye ve Ermenistan-Azerbaycan savaşlarında karşıt tarafları desteklediler.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da kısa süre önce Ankara’nın bölgedeki eylemlerini kınadı. Pompeo, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmek için bulunduğu Paris’te Le Figaro gazetesine verdiği demeçte şunları söylüyordu: “[Ankara’nın] üçüncü taraf konumundaki ülkelerden kuvvet gönderdiği Libya’daki faaliyetine ve Akdeniz’deki faaliyetine de değindik. Avrupa ve ABD, Erdoğan’ı bu tür eylemlerin kendi halkının çıkarına olmadığına ikna etmek için birlikte çalışmalıdır.” Pompeo, Paris’ten sonra İstanbul’u ziyaret etmesine karşın, görülmemiş bir şekilde, Türk yetkililerle herhangi bir görüşme yapmadı.

Öte yandan Yunanistan hükümeti de Erdoğan’ın Maraş ziyaretini “eşi görülmemiş bir provokasyon” olarak niteleyerek kınadı ve AB’den yaptırım talep etti. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı 14 Kasım’da yaptığı açıklamada şunları ifade ediyordu: “Bu eylemle, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuku ihlal eden, süregiden ve giderek artan eylemlerine bir yenisi eklenmiş oldu. Bunu en sert biçimde kınıyor ve konunun Avrupa Konseyi’nin Aralık ayındaki toplantısında derinlemesine tartışılmasını bekliyoruz.”

Anastasiades de bu tür adımlar “Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik görüşmelerin yeniden başlaması için elverişli, olumlu bir ortamın yaratılmasına katkı yapmıyor” açıklamasını yaptı.

Bölgede giderek yalnızlaşan Türkiye, adanın eski sömürgeci efendisi olarak Kıbrıs’ta askeri üsleri bulunan Britanya ile bağlarını geliştirmeye çalışıyor. Türkiye ve Britanya hava kuvvetleri 19 Kasım’da ortak hava savunma tatbikatı yaptılar. Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre bu, iki ülkenin hava kuvvetlerinin bu türdeki ilk ortak tatbikatıydı. İki ülke 11 Eylül 2020’de de Doğu Akdeniz’de ortak bir deniz eğitimi tatbikatı düzenlemişti.

Bu arada, 13 Kasım’da, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail savunma bakanları, eğitim programları, istihbarat paylaşımı ve siber güvenlik alanlarında askeri işbirliğini arttırma konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, (Güney) Lefkoşa’da düzenlenen görüşmeler sırasında “savunma becerilerini güçlendirecek ve her üç ekonomi için binlerce iş yaratacak büyük ölçekli sanayi işbirliğini teşvik etme” konusunda anlaştıklarını söyledi. Middle East Monitor’e göre, üç ülke, ABD başta olmak üzere başka ülkeleri de bu ortaklığa dahil etmeye çalışıyor.