Joe Biden’ın kabinesi: Emperyalist gericiliğin gökkuşağı koalisyonu

26 Kasım 2020

Şirket medyası ve Demokratik Parti, Joe Biden’ın oluşturduğu bakanlar kurulunu “ABD tarihindeki en çeşitli” kabine olarak kutluyor ve kadınların, Afrika kökenli Amerikalıların ve Latinlerin kilit bakanlıklara atanmasını muazzam bir toplumsal ilerleme işareti ilan ediyor.

Gerçekte ise Biden’ın emperyalist gericiliğin gökkuşağı koalisyonu, kimlik politikasının sağcı özünü özetlemekte ve gözler önüne sermektedir.

Bu konuda gösterilen coşku, hiçbir yerde New York Times’ın (NYT) yayın kurulu ofisinde olduğundan daha belirgin değildir. Irk ve toplumsal cinsiyet politikasının bu önde gelen savunucusu, seçilmiş başkan “kabinesini oluştururken Amerika’nın farklı bir kesitinden yararlanma niyetinin sinyalini verdi” diyerek hayranlığını belirtiyordu.

NYT şöyle yazıyor: “Başkan Trump’ın yaklaşık 40 yıldır hiç olmadığı kadar beyaz ve erkek olan kabinesinin aksine, Bay Biden’ın muhtemel başdanışmanlar listesi 21. yüzyılın hassasiyetlerini yansıtmayı vaat ediyor.” Gazete, Biden’ın yardımcılarının, gelen kabinenin “Amerika gibi görüneceğini” iddia eden ifadelerine atıfta bulunuyor.

Bakanlar kurulu üyelerinin ten rengi ne olursa olsun, Biden yönetimi Amerika gibi düşünmeyecektir. Halk, öldürücü pandemi ve görülmemiş seviyelerdeki eşitsizlik ve toplumsal çaresizlik sorunlarını çözecek büyük bir toplumsal değişim talep ediyor.

Her 10 Amerikalının yedisinden fazlası genel sağlık hizmetini tercih ediyor olmasına rağmen, kabinede böyle bir politikayı destekleyen olmayacak. Her 10 Amerikalının altıdan fazlası da kolejlerin ücretsiz olmasını ve öğrenci borçlarının silinmesini destekliyor. Ama böyle bir şey de olmayacak. Onlar, çeşitli ırklardan ve toplumsal cinsiyetlerden gelen özel sermaye fonu ortaklarından oluşan bir kabine tarafından “temsil edilecekler.”

Bu yaz polis şiddetine karşı ülke genelinde düzenlenen çok ırklı gösterilerden sonra 10 kişiden sekizi polise harcanan kaynakların sosyal programları desteklemeye kaydırılmasından yana iken, Biden polise ayrılan kaynağı artırma sözü verdi.

Ve Amerikalıların yüzde 75’i askerlerin Afganistan’dan ve Irak’tan geri çekilmesini istiyor ve savunma harcamalarında kesinti yapılmasını destekliyor olmasına rağmen, çok ırklı Biden kabinesi, bunların tam tersini yapacak.

Kabine adayları ırklarının ya da cinsiyetlerinin öncüleri değil, sosyal sabıkalılardır:

Eski CIA müdür yardımcısı Avril Haines, ilk kadın ulusal istihbarat müdürü olacak. Haines, Obama yönetiminin insansız hava aracıyla suikast programının mimarıydı. Söz konusu programla, kurbanların cinsiyetine bakmaksızın, binlerce yoksul Afrikalı, Arap ve Orta Asyalı insan katledildi.

Alejandro Mayorkas, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) ilk Latin şefi olacak. Bu durum, önümüzdeki aylar ve yıllar içinde sınır dışı edeceği yüz binlerce Latin (ve diğer) göçmeni ya da DHS bakan yardımcılığı yaptığı 2013-2016 döneminde kafeslere kapattığı göçmen çocukları hiç de rahatlatmayacak.

Janet Yellen, ilk kadın hazine bakanı olacak. Yellen; Bush ve Obama yönetimleri sırasında bankalara ayda on milyarlarca dolar transfer ederken milyonlarca haciz kurbanına hiçbir destek sağlamayan bir parasal genişleme politikasının uygulanmasına yardımcı olmuştu.

Afrika kökenli Amerikalı Linda Thomas-Greenfield, Birleşmiş Milletler temsilcisi olacak. Thomas-Greenfield, Dışişleri Bakanlığı’nda çalışırken, Amerikan petrol ve madencilik şirketlerine dünyanın en yoksul ülkelerinden kaynakları çıkarmalarında yardımcı oluyordu.

Seçilmiş Başkan Yardımcısı Kamala Harris (bu makamdaki ilk kadın ve ilk Afrika kökenli Amerikalı), resmen kabine üyesi olmasa da, hapse attığı çoğu yoksul insanın hayatlarını ayaklar altına alan bir “siyah kadın savcı” olarak kariyer yaptı.

Bir de kendi sicilleri, kadın ve azınlık meslektaşlarınınkinden daha az sabıkalı olmayan beyaz adamlar var.

Suriye, Libya ve Yemen’deki savaşların organize edilmesine yardım eden Antony Blinken, dışişleri bakanı adayı. Kendisi bir özel yatırım fonunun ortağıydı. İsrail istihbaratıyla birlikte çalışan ve Google’ın sansür araçlarının geliştirilmesine yardımcı olan WestExec Advisors’ın kurucularından biriydi. Suriye’ye müdahale edilmesinin ve Mısır’daki 2013 darbesinin savunucusu, eski Dışişleri Bakanı John Kerry, “iklim çarı” [iklim değişikliğinden sorumlu temsilci] olacak.

Diğer bakanlık pozisyonları için son listelerde yer alanlara gelince, NYT, Tammy Duckworth’un savunma bakanı olarak görev yapacak ilk engelli, Taylandlı kadın olması umuduyla nefesini tutuyor. Indiana’da bulunan South Bend şehrinin eski Belediye Başkanı Pete Buttigieg, resmen ilk gey ulaşım bakanı olabilir.

Wall Street’in ve ABD emperyalizminin bu hizmetkârlarının, “onların” ırkından, cinsiyetinden veya cinsel yöneliminden emekçiler ile hiçbir ortak yanı yoktur. Amerikan toplumundaki temel ayrım ırk değil, sınıftır.

Bu durum, Salı günü kabinenin duyurulduğu gerçeküstü bir basın toplantısı sırasında sergilendi. Biden, şu anda ülkeyi ve dünyayı kasıp kavuran koronavirüs pandemisinden çok az söz etti, bunun yerine yukarıda adı geçen adayların “kişisel hikâyelerine” odaklandı. Konuşma sırası geldiğinde, adaylar kendi kendilerini ve sevdiklerini kariyerindeki ilerlemeler için tebrik ettiler.

Aynı anda, gerçek dünyada, 260 bin Amerikalı pandemiden dolayı hayatını kaybetti ve korkunç bir kış yaklaşıyor. Ölenler arasında, şirket kârları için çalışmaya zorlanan, her ırktan emekçiler ve yoksullar orantısız bir sayıdalar. Onlar, kırdaki ikinci veya üçüncü evlerine çekilemiyorlar. Maddi güçleri, yeterli sağlık hizmetlerini karşılamaya yetmiyor. Çoğu için altta yatan sağlık sorunları (kalp hastalığı, obezite, sigara), nesiller boyu süren yoksulluk ve baskının izleridir.

Egemen sınıfın iki parti tarafından da desteklenen politikası, kömürün buharlı trene yakıt sağlaması gibi piyasaları ölümle beslemektir. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler işsizlere sağlanan yardımda önemli bir artış olmaması konusunda birlik olurken, Biden şirketler Amerika’sına “herhangi bir ulusal kapanma olmayacağı” konusunda güvence verdi.

Biden’ın kabine adaylarını duyurmaya başlamasından sonraki iki gün içinde, Dow Jones Borsası Endüstri Endeksi, bin puan yükseldi, rekor kırdı ve 30 bin puanı sınırını geçti. Her ırk ve toplumsal cinsiyet içindeki varlıklı kesimler tiksindirici bir şekilde zenginleşirken, yine her ırktan işçiler farklı derecelerde felaketle yüzleşiyor.

Biden’ın kabine seçimi; ırk, toplumsal cinsiyet ve cinselliğe dayalı siyasetin, Demokratik Parti’nin işçileri bölme, zenginleşme ve kendilerini geniş kitlelerin “temsilcisi” olarak sunma çabalarının temel bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Oysa kitlelerin hükümetin herhangi bir yerinde hiçbir temsili bulunmuyor.

Bu arada, Trump ve onun faşist destekçileri, ırk saplantılı Demokratlara karşı artan memnuniyetsizlikten yararlanıyorlar. Trump, 2020 seçimlerinde siyah erkekler ve kadınlar arasındaki desteğini ikiye katladı ve LGBT bireyler arasındaki desteğini üç katına çıkardı. Aynı zamanda aşırı sağ, beyaz gençleri kazanma fırsatları görüyor. Hiçbir gelecek beklentisi olmayan bu gençler, Demokratların onlara aşağılanmayı hak eden ırkçı “zavallılar”dan başka bir şey olmadıklarını söylemesinden bıkmış haldeler.

Dünyanın dört bir yanındaki işçilerin toplumsal ihtiyaçlarını derhal karşılayabilmek için, zenginler tarafından biriktirilen trilyonlarca dolara el konulmalı ve bunlar insanların çektiği acıyı gidermek için kullanıma sunulmalıdır. Bu, bütün işçilerin ortak bir mücadelede mümkün olan en üst düzeyde birliğini gerektirmektedir.

Dünya işçi sınıfı; binlerce farklı işte çalışan, yüzlerce farklı dil konuşan, yüzlerce farklı dini, yerel örf ve âdeti bulunan milyarlarca insandan oluşmaktadır. Tenleri, saçları ve gözleri birçok renkte olabilir. Yüzlerce yıldır, her ülkede burjuvazi, işçilere sahte bilime, yalanlara ve şiddete dayalı olarak birbirlerinden nefret etmeyi öğretmeye çalıştı.

Sosyalistlerin büyük tarihsel görevi; bu büyük, çok kökenli toplumsal gücün kendi muazzam toplumsal gücünün farkına varmasını sağlamak için toplulukçu ve ırksal politikanın uzun mirasıyla mücadele etmektedir. Kimlik politikasının kendilerine “solcu” süsü veren hali vakti yerinde savunucuları, uluslararası işçi sınıfının birliği uğruna verilen tarihsel mücadelenin yeminli düşmanlarıdır. İşte bu nedenle onlara tavizsizce karşı çıkılmalıdır.

Eric London