Julian Assange’a yönelik göstermelik yargılama: Acımasız ve sözde yasal bir saçmalık

17 Ağustos 2020

Cuma günü Londra’daki duruşma, başka hiçbir kanıta ihtiyaç duymadan, Julian Assange’a yönelik kovuşturmanın, masum bir insanın ABD emperyalizminin suçlarını ifşa ettiği için hapse ya da ölüme gönderilmesini amaçlayan, utanç verici ve aşağılayıcı bir göstermelik yargılama olduğunu açıkça ortaya koydu.

Bu baştan savma duruşmada, Assange, başlangıçta duruşmaya katılmak üzere video odasına getirilmedi; ABD savcıları, duruşma saatini yanlış anladıkları için gelmedi ve mahkeme salonuna sadece beş gözlemcinin girmesine izin verildi. Duruşmayı uzaktan dinlemeye çalışan gazeteciler ve hukukçular içeri kabul edilmediler.

Dünyadaki en ünlü siyasi tutsak olan Assange, Mart ayından beri avukatlarıyla görüştürülmüyor, ailesini ya da küçük çocuklarını göremiyor.

En dikkat çekicisi, duruşmadan sadece iki gün önce, sağcı otoriter ideolog William Barr’ın başında bulunduğu ABD Adalet Bakanlığı, Assange aleyhine tamamen yeni bir suçlama getirdi; ancak suçlanan kişi duruşmadan önce suçlamanın ne olduğunu bile okuyamadı.

Julian Assange (AP Images)

WikiLeaks Genel Yayın Müdürü Kristinn Hrafnsson, bununla ilgili şu açıklamayı yaptı: “ABD hükümeti, mahkeme her toplandığında, savunma veya Julian ilgili belgeleri görmeden, iddianameyi değiştirmek istiyor gibi görünüyor.”

Dava usulüne dair son celsenin başlamasına 24 saatten az kala ve ABD’ye iade edilme yargılamasının kaldığı yerden devam etmesinden dört haftadan az bir süre önce, Barr, Assange’ın Birleşik Krallık’tan ABD’ye gönderilmesi için 33 sayfalık yeni bir başvuru metnini imzaladı.

Yeni iade talebinin dayandığı yeni iddianame 24 Haziran’da yayınlandı; ancak ABD savcıları, 30 Haziran ve 28 Temmuz’daki iki duruşma süresince, bunun Birleşik Krallık yasal işlemlerine tam olarak ne zaman sokulacağını söylemeyi reddettiler.

Yeni iade talebi, Assange’ın hukuk ekibinin tüm kanıtlarını sunmasının ardından geldi. Savunma, yeni bir iddianame temelinde ilerlemenin yargı sürecinin kötüye kullanılması anlamına geleceğini savundu. Yargıç Baraitser, savunmanın talebini reddetti, bunun yerine duruşmanın ertelenmesi için başvurmalarına izin verdi.

Assange’ın hukuk ekibi şimdi müvekkillerinin davasının daha fazla sabote edilmesini kabul etme ile daha aylarca hapiste kalması sonucu hayati tehlikesini uzatma seçeneğiyle karşı karşıya bulunuyor.

COVID-19 pandemisinin Birleşik Krallık hapishanelerini kasıp kavurmasına rağmen, Assange, Belmarsh’ta tutulmaya devam ediyor. Onu muayene eden tıp uzmanları, sağlığının kötüleştiğini ve hapiste ölebileceğini bildiriyorlar.

Yeni iddianame, suç faaliyeti olarak nitelendirilen şeyin kapsamını genişletiyor. Önceden Assange, sadece Afganistan ve Irak savaş günlükleri ile ABD Dışişleri Bakanlığı yazışmalarını “internette yayımlama” gerekçesiyle “savunma bilgilerinin izinsiz ifşa edilmesi” ile suçlanıyordu. Şimdi bu, belgelerin, örneğin diğer medya kuruluşlarına “dağıtılmasını” da içerecek şekilde genişletilmiş durumda.

Assange’ın çalışma arkadaşları Sarah Harrison, Jacob Applebaum ve bir zamanlar WikiLeaks için çalışan Daniel Domscheit-Berg de artık “suç ortakları” olarak hedef alınıyorlar. Zulüm gören bir ifşaatçının (Edward Snowden) sığınma hakkı kazanmasına yardımcı olmaya ve hatta onun yaptıklarını savunacak şekilde konuşmaya, hükümet şeffaflığını destekleyen en genel ifadelere suç muamelesi yapılıyor.

Bu detaylar açıkça gösteriyor ki, Julian Assange hapiste tecrit edilir ve avukatlarıyla görüştürülmezken, ABD hükümeti, açtığı iade davasını geliştiriyor ve kan davasının kapsamını WikiLeaks’in dünya halklarına gerçeği göstermesine yardımcı olan herkese doğru genişletiyordu.

ABD’nin Irak’ta ve Afganistan’da on binlerce cana mal olan savaş suçlarını ifşa ettiği için 175 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya bulunan Julian Assange, egemen seçkinlerin ifşaatçılara, gazetecilere ve siyasi muhaliflere suçlu muamelesi yapma biçimindeki uluslararası yöneliminin bir parçası olarak zulüm görüyor.

Julian Assange’a yönelik devlet komplosu, işçi sınıfını ve demokratik hakları hedef alan aralıksız bir saldırının mızrak başıdır. Assange’a zulmedenlerin gözünde onun işlediği suç, dünya genelinde kitlesel muhalefete yol açan emperyalist savaş suçlarını ve diplomatik entrikaları teşhir etmesidir.

Yeni iddianameyi hazırlayan Barr, bundan altı gün önce, Fox News kanalında, Trump’ın siyasi karşıtlarını, “sistemi yıkmaya” kararlı “devrimciler” ve Bolşevikler” olmakla suçluyordu. Barr, Trump’ın bir başkanlık diktatörlüğünü uygulama koyma planının gerçek kapsamını dile getirmektedir.

Bu gelişmeler, Assange’a yönelik zulme ya sessiz kalan ya da destek veren bütün siyasi güçlere şiddetli bir suçlama niteliğindedir. Rusya’ya karşı yeni McCarthyci kampanyasının parçası olarak WikiLeaks’e yapılan saldırıya öncülük eden Demokratik Parti de onlar arasındadır. Demokratların 2020 seçimlerindeki adayları olan Joe Biden ile Kamala Harris, bu gerici ve antidemokratik kan davasının coşkulu katılımcıları olmuştur.

Guardian ile New York Times’ın başını çektiği liberal medya ise Assange’ı kurtlara atmıştır. ABD’deki başlıca haber kuruluşlarından birinin bile Cuma günkü duruşmayı haber yapma zahmetine girmemesi anlamlıdır. Nation ya da Jacobin gibi sahte sol yayınlar da, Londra’daki mahkeme salonunda temel haklara yapılan saldırıyı haber yapmamıştır.

Tahmin edildiği gibi, kendinden menkul sosyalistler Bernie Sanders, Jeremy Corbyn, Alexandria Ocasio-Cortez ve Rashida Tlaib, Cuma günkü sözde yasal rezalet hakkında hiçbir şey söylemedi.

ABD’deki Trump yönetiminin ve Britanya’daki Johnson hükümetinin Assange’ı susturma yönündeki ortak çabalarını ilerletebilmelerinin siyasi sorumluluğu, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Pentagon’ın ve CIA’in İsveç’in düzmece iddiaları üzerinden savurduğu iftiraları ve yalanları tekrarlayan bütün sahte sol camiaya aittir.

WikiLeaks’in etrafındaki resmi kampanyayı yürüten ve Assange’ın savunulmasını Britanya İşçi Partisi’nin “solcuları”na, sendika bürokratlarına ve Assange’a zulmün başını çeken Demokratik Parti’ye çağrı yapmaya yönlendirmeye çalışanlar ise, Assange’ın serbest kalması için gerçek bir hareketi önleyen siyasi bir sahtekârlık suçu işliyorlar.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, uluslararası işçi sınıfına yaptığı, Julian Assange’ı savunmaya geçme çağrısını yineler. İşçi sınıfı, Assange’a yapılan zulüm ile demokratik hakların savunulması ve dünyayı savaşa ve barbarlığa sürükleyen kapitalist sisteme karşı mücadele arasındaki temel bağı netleştirmelidir.

Assange’a özgürlük mücadelesi, emperyalist savaşa, toplumsal eşitsizliğe ve diktatörlük yönetimlerine doğru gidişe karşı kitlesel bir siyasi hareketi sosyalizm uğruna mücadelede seferber etmekten ayrılamaz.

Thomas Scripps ve Kevin Reed