Koronavirüs pandemisi ve Avustralya’da sosyalizm uğruna mücadele

Cheryl Crisp
6 Mayıs 2020

Dünya Sosyalist Web Sitesi ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi tarafından 2 Mayıs’ta düzenlenen 2020 Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı’nda, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Avustralya) Ulusal Sekreter Yardımcısı Cheryl Crisp’in yaptığı konuşma.

Koronavirüs pandemisinin bir yönü, dünyadaki geniş halk kitlelerinin karşı karşıya olduğu deneyimlerin uluslararası olmasıdır. Bu virüs sınır tanımıyor ve şu anda daha düşük enfeksiyon ve ölüm oranlarına sahip görünen Avustralya gibi ülkelerde bile durum çok hızlı değişebilir.

Yaklaşık 6.800 vaka ve 93 ölüm var. Enfeksiyon oranlarının düştüğü bildirilirken, testler de azalıyor. Fakat ölümler artıyor. İstatistik Kurumu, hastalığın bulaşma oranının, hükümetin açıkladığından altı kat büyük olabileceğini belirtti.

Cheryl Crisp’in konuşması videoda 30:36’da başlıyor.

Ancak bu, işe geri dönme kampanyasını engellemedi ve kampanyanın şiddeti giderek artıyor. Şirketler, riski ne olursa olsun, kârları eski haline getirmek için ekonominin yeniden başlatılmasını talep ediyorlar.

Hayat kurtarmanın maliyetinin buna değip değmeyeceğini belirlemek için, “ölüm hesabı” hakkında açık tartışmalar yapılıyor. Hesaplama şu şekilde: sınırlı karantina devam ettirilirse 3.000 hayat kurtarılacak ama her biri 9 milyon dolara mal olacak. Ve bu çok pahalı görülüyor.

Hükümetler, kısıtlamaları kaldırmanın enfeksiyon ve ölü sayısında artışla sonuçlanacağını büyük ölçüde kabul ediyorlar. Hazırlanmakta olan şey, koronavirüs ile beraber yaşamaktır.

Öğretmenler özellikle hedef alınıyor, çünkü okullar açılmadan ekonomi kaldığı yerden devam etmeyecek. Kobay olarak kullanılmaya karşı eğitimcilerin öfkesi giderek artıyor. Enfeksiyon riskine rağmen sendikaların faaliyetin devam etmesini sağladığı şantiyelerde ve fabrikalarda da benzer bir muhalefet var. Kişisel koruyucu donanım eksikliği nedeniyle yüzlerce sağlık emekçisi hastalığa yakalandı. Tazmanya’da, yüksek enfeksiyon sayıları nedeniyle iki hastane kapatıldı, tüm çalışanlar ve aileleri karantinaya alınırken hastaneler ordu denetimine alındı.

Ekonominin yeniden açılması, nüfusun en az yüzde 40’ı üzerindeki sürveyansın arttırılması için kullanılabilecek bir takip uygulamasına bağlı. Kaçınılmaz salgın durumlarında, söz konusu yerler muhtemelen orduya başvurarak tecrit edilecek.

Hükümetin 320 milyar dolarlık kurtarma paketleri, yoksullardan zenginlere yeni bir servet aktarımıyla sonuçlandı. 2008-2009 küresel mali krizi sırasındaki kurtarmaların yaklaşık 10 katı büyüklüğündeki bu kurtarma paketleri, ülke tarihindeki en büyük paketlerdir. Bu servet aktarımı, federal Koalisyon hükümetinden ve çoğu İşçi Partisi yönetimindeki eyalet başbakanlarından oluşan fiili bir ulusal birlik kabinesi tarafından kararlaştırılmıştır.

Nüfusun yüzde 27,4’ü ya işsiz ya da eksik istihdam ediliyor. Güya milyonlarca işi kurtarmak için başlatılan ve göklere çıkarılan JobKeeper programının bir sahtekarlık olduğu açığa çıktı. Ülke dışından gelen öğrenciler ve gündelikçiler, yani en az 2 milyon kişi, ona başvuru bile yapamıyor. Neredeyse bir gecede işsiz kalan yaklaşık dört milyon kişi hayatlarını sürdürmeye uğraşırken, aşevlerine olan talep yüzde 150’den fazla artmış durumda.

Kurtarma paketinin maliyetinin; eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere yapılan harcamaları keserek ve işçi sınıfının koşullarına topyekûn bir saldırıya geçerek karşılanması gerekecek.

Pandemi, işçilerin ücret seviyelerini ve çalışma koşullarını, hükümetlerin 20 yıldır başaramadıkları düzeyde tahrip etmenin bahanesi olarak kullanılıyor. Avustralya Sendikalar Konseyi’nin (ACTU) ve İşçi Partisi’nin tam suç ortaklığıyla, toplu sözleşme hakları ve koşulları rafa kaldırılıyor. Avustralya Sendikalar Konseyi Başkanı Sally McManus, hükümetin, koşulları yasa çıkararak değil de sendikaların işbirliğiyle değiştirdiği sürece istediği her şeyi yapabileceğini garanti etti.

McManus, 2,5 milyon işçiyi ilgilendiren iki koşulun sadece bir hafta içinde değiştirilmesine dikkat çekerek, hükümetin bu konudaki endişelerini giderdi ve “telaşa gerek olmadığını” iddia etti. Bir kalem darbesiyle, normal saatler dışında çalışma karşılığında ücret artışları kaldırıldı ve asgari saat seviyesi azaltıldı.

İşçiler; koşullarını, haklarını ve artık doğrudan doğruya hayatlarını, bu örgütler aracılığıyla ve kapitalizm altında savunamazlar. İster Liberal-Ulusal koalisyon, ister İşçi Partisi hükümetleri, isterse de Yeşiller veya sendikalar olsun, kapitalizmin tüm siyasi temsilcilerinin krize verdiği yanıt bunu açıkça ortaya koymuştur.

Geçtiğimiz ayların deneyimi, insanlığa yönelik en büyük tehdidi oluşturan kapitalizmin gerçek yüzünü sergilemiştir. İşçiler ve gençler, sosyalist enternasyonalist bir perspektif uğruna mücadele etmelidir. Toplumun ileriye gidebilmesinin tek yolu budur.

Bu, işçi sınıfı içinde yeni bir devrimci sosyalist önderliğin, yani Sosyalist Eşitlik Partilerinin ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin inşasını gerektirmektedir. Sizleri, bugün partimize katılmaya davet ediyorum.