Britanya seçimleri: İşçi Partisi’nin oyları çökerken Johnson çoğunluğu elde etti

Chris Marsden
16 Aralık 2019

Britanya seçimlerinin ardından, Muhafazakar Partili Başbakan Boris Johnson, Thatcher’ın 1987 zaferinden bu yana parlamentoda en büyük çoğunluğu sağlarken, İşçi Partisi 1935’ten beri en kötü sonucu almış oldu.

Seçimden önce bir azınlık hükümeti olarak yöneten Muhafazakarlar, şimdi 365 milletvekiliyle 80 koltukluk bir çoğunluğa sahipler. Buna karşılık İşçi Partisi 203, İskoç Ulusal Partisi 48, Liberal Demokratlar 12, Plaid Cymru 4 ve Yeşiller bir vekil çıkardı.

2017 genel seçimlerine kıyasla Muhafazakarların oyu sadece yüzde 1 arttı ama İşçi Partisi’ninki yüzde 8 geriledi.

Johnson’ın dönüşü II. Dünya Savaşı sonrası Britanya tarihindeki en sağcı hükümeti sağlamlaştırmakta ve bunun işçi sınıfı için yıkıcı sonuçları bulunmaktadır.

Johnson, “Brexit işini” süratle “bitirme” ve “Thatcher devrimi”ni tamamlama sözü verdi. Brexit’in 31 Ocak’ta gerçekleşmesinin önünü açan Çekilme Anlaşması Tasarısı, 20 Aralık’ta ikinci kez Avam Kamarası’nda olacak.

Britanya Başbakanı Boris Johnson (AP Photo/Matt Dunham)

Brexit, Rusya’yı ve Çin’i hedef alacak şekilde, giderek daha sert ticaret savaşına kayma ve Trump yönetimi ile gitgide daha derin bir askeri ittifak kurulması ile ilişkilidir. Britanya emperyalizminin çıkarlarını güvence altına alma yönündeki bu planların bedeli, işlere, ücretlere ve çalışma koşullarına giderek artan şiddetli saldırılar olacaktır.

Seçim sırasında, Britanya mahkemeleri, Royal Mail posta işçilerinin planlanmış grevi aleyhine iki kez karar çıkarırken, Johnson, işçilerin South Western Railway’e karşı harekete geçmesine yanıt olarak toplu taşımada bütün grevleri yasaklama tehdidinde bulundu. Yellowhammer Operasyonu, anlaşmasız bir Brexit’in halk içinde huzursuzluk yaratması durumunda 50.000 muvazzaf ve yedek askerin ve 10.000 çevik kuvvetin konuşlandırılması planlarını içeriyordu. Şimdi bu planlar, hükümetin emekçilere karşı planladığı cepheden saldırının sonucunda oluşacak huzursuzluğa karşı ortaya çıkarılacak.

Çevik kuvvetin grevcilere ve Sarı Yelekli protestoculara acımasızca saldırdığı Fransa’da yaşananlar, neyin gelmekte olduğunun habercisidir. Seçim kampanyasının rüşvete dayalı ve antidemokratik karakterinin de altı çizilmelidir.

BBC dahil medya organları, Corbyn’e karşı sayısız yalan ortaya attılar. Bunlar, ekonomik yıkım uyarılarına ve onun ulusal güvenliğe bir tehdit oluşturan bir Yahudi karşıtı olduğu iddialarına odaklandı. Bu kampanya, silahlı kuvvetlerin ve güvenlik servislerinin önde gelen temsilcilerini ve hatta Canterbury hahamını ve başpiskoposunu kapsıyordu.

Bu süreçte tüm parlamenter siyaset yapısının çürümüş olduğu gözler önüne serildi. “Demokrasi”, 1930’larda olduğu gibi, sinik ve suçlu bir sahtekarlık olarak ifşa oldu.

Milyonlarca işçi; özellikle de Johnson gibi yaygın biçimde hor görülen bir kişiye karşı bir alternatif sağlaması için yüzlerini Corbyn’e dönmüş olanlar, seçimin yapılış tarzı ve sonucu ile sarsılacaklar. Her şeyden önce, böylesi bir yenilginin sebebi anlaşılmalıdır.

Corbyn, Islington seçim bölgesinde azalmış bir çoğunluk sağlamasının ardından yaptığı açıklamada, Brexit’in İşçi Partisi’nin halk bildirgesindeki politikalara baskın geldiğini belirterek şunları söyledi: “Brexit bu ülkedeki çekişmeyi o kadar kutuplaştırmış ve bölmüş durumda ki, normal siyasi çekişmenin büyük kısmına baskın geldi ve İşçi Partisi’nin ülke genelinde aldığı sonuca katkıda bulundu.”

Corbyn, ardından, “politikacıların ailelerine ve sevdiklerine yönelik meydana gelen saldırılar utanç verici ve açıkça söylemek gerekirse iğrenç,” diye ekledi.

Her iki açıklamada da doğruluk var.

Brexit, İşçi Partisi’nin, birçoğu ayrılma oyu vermiş olan işçi sınıfı merkezlerinde uğradığı kayıplarda büyük bir rol oynadı. Muhafazakarlar, ayrılma oyu veren bölgelerde yüzde 4 ile 6 arasında bir oy artışı elde ettiler; kalma oyu verilen yerlerde ise yüzde 3 gerilediler. Buna karşılık, İşçi Partisi’nin oyu, North East ile Yorkshire’da yüzde 12 ve yüzde 13; Londra ile South of England’da ise yüzde 6 ve yüzde 7 düştü. İşçi Partisi, daha önce hiç Muhafazakar bir milletvekilinin seçilmediği Ashfield, Bishop Auckland ve Workington’ta koltuk kaybetti.

Muhafazakarlar Bolsover’ı alınca, İşçi Partisi’nin 1970’ten beri görev yapan en uzun süreli milletvekili Dennis Skinner koltuğunu kaybetti.

Galler’de, Muhafazakarlar, Vale of Clwyd, Wrexham, Clwyd South, Delyn ve Ynys Mon’u İşçi Partisi’nden aldılar.

İskoçya’da, İşçi Partisi, yedi koltuğunun altısını kaybetti. Bu sonuç, Blair’ın İşçi Partisi hükümetinin ihanetlerinin ardından kurulan İskoç Ulusal Partisi’nin üstünlüğünü pekiştirdi.

Fakat Muhafazakarların eski İşçi Partisi kalelerinde zemin kazanması ve Brexit Partisi’nin Muhafazakarların olduğu yerlerde aday çıkarmazken İşçi Partisi karşısında azımsanmayacak bir oy alması, bizzat Corbyn sayesinde mümkün oldu. Johnson’ın zaferinin siyasi sorumluluğu, Corbyn’e ve onun İşçi Partisi’nde solcu bir yenilenmeye önderlik ettiğini iddia eden Sosyalist Parti ve Sosyalist İşçi Partisi gibi sahte sol gruplara aittir.

Corbyn, Brexit konusunda, kendisini 2016’dan itibaren Londra finans merkezinin AB yanlısı gündemine bütünüyle uyarladı. Bu, AB ile yeni bir anlaşmanın yeniden görüşülmesi ve bunu Corbyn’in tarafsız kalacağı ikinci bir referandumun takip etmesi politikasıyla sonuçlandı. Hiç kimseyi ikna etmeyen bu politika, işçi sınıfını Muhafazakarlara karşı birleştirmeyi olanaksız kıldı.

Ama bu, Blaircılara ve büyük şirketlere doğru aralıksız siyasi uyarlanmalar dizisinin yalnızca bir parçasıydı. Bu durum, Corbyn’in, Blaircıları partiden atmayı reddettiği dikkate alındığında, kemer sıkmaya, militarizme ve savaşa karşı çıkması için 2015’ten beri ona bel bağlamış olan işçiler için mücadele edeceğine ya da ileri sürdüğü ufak reformlar bulamacının Muhafazakarlara gerçek bir alternatif sunduğuna gitgide daha az kişinin ikna olmasına yol açtı.

Corbyn, şimdi bile, kabak tadı veren bir “sol” varis olasılığını ileri sürmekle birlikte, İşçi Partisi’ni birleşik olarak tutma rolünü sürdürmeye çalışıyor. Blaircı muhaliflerine, bir sonraki seçimde İşçi Partisi’nin başında olmayacağının sözünü veriyor ama bir “yansıma süreci”ne başkanlık etmek ve “geleceğe ilerlediğimizden” emin olmak için kalacağını ekliyor.

Bundan başka geri adımlar da beklenmelidir. Corbyn yanlısı Momentum’un ulusal koordinatörü Laura Parker, “Eskinin merkezci politikalarına geri dönmeye kesinlikle hiç istekli değiliz… İşçi Partisi’ni sosyalist olarak tutacağız” dese de, Momentum’ın kurucusu Jon Lansman, buna ancak gönülsüzce arka çıktı ve Corbyn’in yerini kimin alması gerektiği kararının “yeni yıla kadar” alınmasına gerek olmadığını söyledi.

Blaircılar ise şimdiden savaş ilan etmiş durumdalar. Gölge Brexit Bakanı Keir Starmer, “Şu andan itibaren bir yeniden inşa görevimiz var,” dedi. İşçi Partili Lord Andrew Adonis de Twitter’da şöyle yazdı: “İşçi Partisi’nin yeni önderlik ihtiyacını değerlendirmek için gereken ‘yansıma dönemi’nin yaklaşık on dakika olması gerektiğini düşünüyorum.”

Gereken asıl yansıma dönemi, işçi sınıfının İşçi Partisi’ne yönelik tavrını köklü bir şekilde yeniden değerlendirmesidir.

Bu seçim sonucu, yalnızca Corbyn’in siyasi korkaklığının ürünü değildir. Bu sonuç, daha temel bir anlamda, İşçi Partisi’nin sözde “sol”unun ve onun çevresindekilerin, bir yandan sınıf mücadelesini bastırmak ve sınıf temelli sosyalizm politikasını alaya alıp kötülemek için sendika bürokrasisi ile birlikte çalışırken, diğer yandan orta sınıf kimlik politikası izlediği on yılların kaçınılmaz ürünüdür. Corbyn’in İşçi Partisi’nin sağ kanadına hiçbir zaman gerçek bir alternatifi temsil edememesinin ve işçileri ve gençleri büyük sermayenin siyasi aracı olan bir partiye ve sendika aygıtına tabi kılmaya çalışmasının nedeni budur.

İşçi sınıfı, Muhafazakar hükümete karşı gerekli şekilde mücadele etmek için, İşçi Partisi’nin uğradığı siyasi bozgundan en temel sonuçları şimdi çıkarmalıdır.

Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP), Corbyn önderliğinin İşçi Partisi’nde bir yenilenmeye önderlik edeceğine ilişkin tüm iddiaları reddetti. Olaylar, artık, işleri, ücretleri ve sosyal hizmetleri savunmanın, demokratik hakları korumanın ve militarizm ve savaş yönelimini durdurmanın ulusalcı reformist ve parlamenter bir yolu olmadığı tespitini doğrulamıştır.

SEP, işçileri bölme ve Brexit çekişmesinde tüm işçi sınıfını şu ya da bu gerici kapitalist hizipten birine yedekleme yönündeki bütün girişimlere karşı çıktı. Bizler, yaratılan bölünmelerin siyasi tehlikeleri hakkında uyarıda bulunduk ve Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri uğruna kıta çapında birleşik bir işçi mücadelesi çağrısı yaptık.

Tüm dünyada işçiler mali oligarşinin hükümetleri tarafından uygulanan şiddetli kemer sıkmaya karşı mücadeleye yönelirken, SEP’in bu uyarılarının haklılığı kanıtlanmıştır. Corbyn’in kendi çıkarına kullanıp bastırdığı sola yöneliş, artık SEP’in inşası yoluyla, sosyalizm uğruna birleşik bir Britanya, Avrupa ve uluslararası işçi sınıfı hareketinin geliştirilmesi için bilinçli bir mücadeleye yöneltilmelidir.