Medya Roger Waters’ın Assange’ı savunma konserini sansürledi

Oscar Grenfell
14 Eylül 2019

Pazartesi akşamı Roger Waters ve John Pilger, Londra'nın merkezindeki Britanya İçişleri Bakanlığı’nın dışında, WikiLeaks'in hapse atılan kurucusu Julian Assange'ın savunmak için güçlü bir etkinlik düzenlediler.

Waters, Pink Floyd'un simgesel şarkısı "Wish You Were Here"ın etkileyici bir yorumunu sundu. Waters şarkıyı Assange’a ithaf ederken, Pilger Britanya hükümetinin Assange’ın ABD’ye iadesini kolaylaştırma girişimlerini sert bir şekilde kınadı. WikiLeaks'in kurucusu, savaş suçlarını ifşa etmekten ABD’de ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya gelecek.

Assange'ın kardeşi Gabriel Shipton ilk kez halkın karşısına çıktı ve kardeşinin maksimum güvenlikli Belmarsh Hapishanesi'nde tutulduğu acımasız koşulları özetledi ve özgürlüğü için çağrıda bulundu.

Etkinliğe yaklaşık 1.000 işçi, öğrenci ve demokratik hak savunucusu katıldı. Bu nesnel olarak önemli ve haber değeri taşıyan bir olaydı. Bir araya gelenlerden Waters ünlü bir müzisyen ve Pilger övgüyle bahsedilen bir araştırmacı gazeteci. Bu iki insan, dünyanın günümüzdeki en önemli siyasi mahkumunu savunmak için bir araya geldiler.

Roger Waters “Wish You Were Here” şarkısına başlarken

Fakat sadece Britanya’da, kıta Avrupa’sında, ABD’de ve Avustralya’da bulunan büyük şirket yayınlarına bakılacak olursa, böyle bir etkinlik hiç olmamıştır. Başlıca haber kaynaklarının hiçbiri mitingle ilgili kısa bir haber bile yapmamıştır. Bu, olağanüstü bir siyasal sansürden başka bir şey değildir.

Google News’te yapılan bir arama, etkinliği haber yapan yayınların sayısının iki elin parmaklarını geçmeyeceğini göstermektedir. Bunlar da esasen Dünya Sosyalist Web Sitesi ile diğer alternatif ve savaş karşıtı web sitelerinden oluşmaktadır.

Sansür, en çok da Assange'ın hapsedildiği Britanya’da göze çarpıyor. Guardian ve Times, Londra’daki lüks ofislerine yürüme mesafesindeki protesto hakkında tek kelime dahi etmediler. Avrupa'da, sözde “liberal” yayın kurulu eğilimleri kendi kendilerini öven Fransa’daki Le Monde ve Almanya’daki Der Spiegel dehiçbir şey yazmadı.

ABD'de, New York Times, Wall Street Journal ve Washington Post da hiçbir şey yayımlamadı. “Solcu” ve “ilerici” olduklarını iddia eden ama Assange’ın peşinin bırakılmamasında merkezi rol oynayan Demokratik Parti’yi destekleyen Intercept, Nation ve Jacobin gibi yayınlar da bu sessizliğe dahil oldular.

Waters/Pilger protestosuna uygulanan karartma, Avustralya'da, Sydney Morning Herald, Age ve devlet tarafından finanse edilen Australian Broadcasting Corporation gibi “liberal” kaynaklardan, Murdoch'un sahip olduğu Australian’a, Daily Telegraph’a ve Herald Sun'a kadar uzanıyordu. Assange’ın yurtdışında hapsedilmiş en tanınmış Avustralyalı olduğu ve içinde bulunduğu zor durum, art arda gelen İşçi Partisi ve Koalisyon hükümetlerinin zulme uğrayan bir yurttaşlarını savunma sorumluluklarını yerine getirmeyi reddetmelerinin doğrudan ürünü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu ülkede herhangi bir haber yapılmaması fazlasıyla göze batmaktadır.

Bu neredeyse genel medya karartmasının masum bir açıklaması bulunmuyor.

Örneğin Guardian, bu yıl, Waters’ın bir dizi siyasi konudaki tutumundan geniş ölçüde söz eden dört makale yayımladı. Bu konular arasında, Suriye’de mahsur kalan çocukları savunması; İsrail rejiminin Filistinlilere zulmetmesine yönelik muhalefeti ve Güney Amerika’da siyasal yaşamın sağa kayışının kınanması vardı.

Gazete, geçen yılın Ekim ayında, Waters'ın Brezilya'daki konseriyle ilgili etkinlik alanından bir haber yayımlamıştı. Konserde Waters ülkenin gerici hükümetini alenen kınamıştı. Görünüşe göre, Guardian eski Pink Floyd şarkıcısı konserini haber yapmak için Rio de Janeiro'ya bir muhabir gönderebiliyor ama Londra'nın merkezine, bir taş atımı mesafeye gönderemedi.

Londra protestosunun sansürlenmesi, şirket basınının Pilger ile Gabriel Shipton'un son açıklamalarına yönelik sessizliği ile el ele gitmektedir. Onlar, Assange’ın Britanya’da tutulduğu koşulların işkence anlamına geldiğini açıklamış ve sağlık durumunun giderek kötüleştiği uyarısında bulunmuşlardı.

Bu durum, ABD’nin gizli jürisi önünde Assange’a aleyhine yalancı tanıklık yapmayı reddettiği için tutukluluğu devam eden Chelsea Manning’in kötü durumuna yönelik sessizlikle de paraleldir.

Trump’ın düzmece mahkemesinin, WikiLeaks’e yönelik hükümet ve şirket casusluğunu açığa vuran belgeleri yayımlayan internet eylemcisi Jeremy Hammond’un Manning’in tutulduğu hapishaneye getirildiğini de medya neredeyse hiç haber yapmadı. Hammond da, Manning gibi, ABD hükümetine Assange’ı ömür boyu hapse mahkum etmesine görünüşte yasal bir bahane sağlamak üzere yalancı şahitlik yapması için baskı altında bulunuyor.

Yıllardır, New York Times, Guardian ve hemen hemen her medya kuruluşu Assange'a iftira atmış ve onu kötülemiştir. WikiLeaks'in kurucusunu şüpheli, hatta suçlu biri olarak sunmak için hiçbir çaba esirgenmedi.

Nisan ayına kadar, tüm bu yayınlar, Assange’ın ABD’ye iade edilmekle karşı karşıya olduğuna ilişkin WikiLeaks tarafından yapılan uyarıları bir “komplo teorisi” olarak sundular. İsveç’in Assange aleyhine uydurma cinsel iddialara yönelik soruşturmasına, Assange’ın o ülkede hiçbir zaman suçlanmadığı ve “ön soruşturma”nın iki kez düşürüldüğü gerçeğini gizleyerek arka çıktılar.

Düzen medyası, WikiLeaks Demokratik Parti’deki yozlaşmayı ve bu partinin başkan adayı Hillary Clinton’ın büyük şirket yanlısı militarist politikalarını ifşa eden sızmış ve haber değeri taşıyan e-postaları yayımladığı için, Assange'ı yine defalarca "Rus ajanı" olmakla suçladı. Ağustos ayında bir Amerikan federal mahkemesi, Demokratik Parti Ulusal Komitesi tarafından açılan bir hukuk davasını reddetti. Mahkeme, Assange’ın Clinton’a karşı Putin ve Trump ile komplo kurduğu biçimindeki düzmece iddiayı “kesin hüküm” ile geri çevirdi ve WikiLeaks’in Anayasanın Birinci Değişikliği uyarınca yayımlama hakkını onayladı. Amerikan basınının buna tepkisi kararı haber yapmamak oldu.

Başka bir deyişle, Pazartesi günkü mitinge yönelik medya sessizliği daha kapsamlı ve bilinçli bir siyasi gündemin parçasıdır. Düzen medyası, yaklaşık dokuz yıldır, Assange’a ve WikiLeaks’e yönelik desteği zayıflatmak için elinden geleni yaparak, ABD, Britanya ve Avustralya hükümetlerine ve devlet aygıtlarına, suçlarının ifşa edilmesine misilleme yapmalarında yardımcı olmaya çalışmaktadır.

Yıllar önce, medyanın tavrına sayısız sahte sol grup dahil oldu. Onlar, Libya’da, Suriye’de ve Ukrayna’da ABD önderliğinde yürütülen ve WikiLeaks’in ifşa etmek için çok uğraştığı rejim değişikliği operasyonlarının arkasında hizaya geçmelerinden sonra Assange’ı terk ettiler.

Pazartesi günkü etkinlik ve buna verilen tepkiler, Assange’ı, Manning’i ve demokratik hakları savunma hareketinin tüm siyaset ve medya kurumundan bağımsız olarak ve onlara muhalefet içinde gelişmeyi sürdürmesi gerektiğini doğruluyor.