Medya, Chelsea Manning’in yeniden hapse atılması konusunda sessiz

Genevieve Leigh
22 Mayıs 2019

Şu senaryoyu hayal edin:

İran’da, Venezuela’da, Çin’de ya da Rusya’da, muhalif bir asker, hükümetinin işlediği savaş suçları hakkındaki gizli bilgileri sızdırıyor. Sızdırılanlar arasında, masum sivilleri kurşun yağmuruna tutan askerlerin video görüntüsü, tüm dünyada hükümetleri çökertme yönündeki komploları açığa vuran gizli yazışmalar ve adı çıkmış hapishanelerde süresiz olarak tutulan ve işkenceden geçirilen şüphelilere ilişkin raporlar var.

Askerin kimliği tespit ediliyor ve mahkemeye bile çıkarılmadan bir askeri hapishaneye atılıyor. Orada, aylarca süren hücre hapsini ve zorla çıplak bırakılma dönemlerini kapsayan korkunç koşullarda yedi yıl tutuluyor. Uluslararası insan hakları kuruluşlarına göre işkence anlamına gelen bir muameleye tabi tutulan asker, iki kez intihara kalkışıyor.

Mahkum edilen ve 35 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan asker, cezasının, görevi sona eren hükümetin başkanı tarafından hafifletilmesinin ardından, nihayet serbest bırakılıyor. Başkan, ifşaatçının sicilini temizleyecek bir af çıkarmayı reddediyor.

Üç yıl geçmeden, yeni bir hükümet, bu eski askeri, iki kez hapse geri gönderiyor. Hapsedilme gerekçesi, eski askerin yıllar önce sızdırdığı savaş suçları ifşaatını yayınlamış olan ve cesarette ondan geri kalmayan bir gazeteciye –idam cezası getirme olasılığı bulunan– düzmece casusluk suçları yüklemek için toplanan bir büyük jüriye ifade vermeyi reddetmesi. 62 gün hapse atılan ve bunun büyük kısmını hücrede geçiren ifşaatçı, yalnızca bir hafta sonra hapse geri gönderilmek üzere serbest bırakılıyor.

Üstelik zulüm gören ifşaatçının bir trans birey olduğunu hayal edin.

O durumda, medyanın şiddetli öfkesi ve suç işleyen devlete karşı askeri harekat dahil ABD misillemesi yönündeki talepler, kulakları sağır ederdi. Amerikan egemen seçkinlerinin ekonomik ve askeri saldırı ve rejim değişikliği için hedef aldığı ülkelerden biri söz konusu olsaydı, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bu küstah saldırı ve insan haklarının ihlal edilmesi, İran’ın, Venezuela’nın, Çin’in ya da Rusya’nın tehlikeli haydut devlet karakterinin doğrulanması olarak sunulurdu.

New York Times ve Washington Post, “Putin (Şi, Maduro, Hamaney), savaş suçlarını ortaya çıkaran trans askere işkence ediyor!” manşetiyle çıkardı. Demokratların 2020 başkanlık seçimi adaylarının her biri, bir nefret ve kınama açıklaması yapmak için koştururdu.

New York Times ve onun CIA bağlantılı başyazı sayfası editörü James Bennet, dış politika köşe yazarı Thomas Friedman’a ya da “insan hakları” emperyalizmi savaşçısı Nicholas Kristof’a, Amerika’nın bu ifşaatçıyı savunmak üzere müdahale etmesinin “ahlaki zorunluluğu” hakkında bir köşe yazısı kaleme alma siparişi verirdi.

Elbette, tek suçu, ABD’nin Afganistan ile Irak’taki toplu katliamlarını, Guantanamo’daki ve ABD’nin dünya genelindeki diğer tecrit/toplama kamplarındaki işkenceyi ve yabancı hükümetlere karşı düzenlenen komploları ortaya çıkarmak olan Chelsea Manning’den söz ediyoruz. Onun bu “suç”taki ortağı, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’dır. Assange, Londra’da bulunan ve Britanya’nın Guantanamo’su olarak bilinen Belmarsh Cezaevi’nde tutuluyor ve göstermelik bir duruşmaya çıkarılıp idam edilme tehlikesiyle karşılaşacağı ABD’ye iade edilmeye karşı mücadele ediyor. Ve bu baskıyı gerçekleştirmekte olan diktatörlük hükümeti de, şirket medyası ve Demokratik Parti tarafından desteklenen Trump yönetimidir.

“Ana akım” denilen medyanın Manning’in üçüncü kez hapse atılmasına tepkisi, bir komplo sessizliği olmuştur. Pazar sabahı yayınlanan beş haber programından biri bile onun adını anmadı. New York Times ya da Washington Post, hafta sonunda, Manning’in geçtiğimiz Perşembe günü hapse atılması ile ilgili hiçbir şey yayınlamadı. Guardian ise, 350 kelimelik baştan savma bir haber yayınlamakla yetindi.

ABD medyasının Chelsea Manning hakkındaki sessizliği, Rusya’nın yaydığı “aldatıcı haberler” ile mücadele bahanesiyle interneti sansürlemek için Demokratik Parti’nin önderlik ettiği kampanyanın arkasındaki gerçek gündemi aydınlatmaktadır. “Güvenilir” ve “sorumlu” medyayı; yani, ordu-istihbarat aygıtı ile bütünleştirilmiş olan ve propagandasını ve yalanlarını görev duygusuyla yaydıkları kapitalist devlete karşı “sorumlu”, şirketlerin denetimindeki yayınların teşvik edilmesi adına, emperyalist savaşa ve hükümetin politikalarına karşı çıkan tüm solcu ve ilerici web siteleri tecrit edilip susturulmalıdır.

Manning’e ve Assange’a yönelik saldırı, ifade özgürlüğü, basın ve internet dahil olmak üzere temel demokratik haklara yönelik geniş çaplı küresel saldırının parçasıdır. Manning’in ifşalarından bu yana, Edward Snowden’dan Daniel Hale’ye kadar ifşaatçılar ve solcu gazeteciler kıyasıya zulme uğruyor. Hale, bu ay tutuklandı ve Pentagon’un insansız hava aracı savaşı programı hakkındaki sırları açığa vurmaktan, Casusluk Yasası’nı ihlal etmekle suçlandı.

Assange ve Manning demokratik haklara bağlılıklarını savundukları için hapiste çürürken, onların, Snowden’ın, Hale’nin ve diğerlerinin ortaya çıkmasını sağladığı toplu katliam, hükümet gözetlemesi ve işkence gibi suçlardan resmen sorumlu olan hiç kimse, bırakalım hapse atılmayı, kovuşturulmadı bile.