Chelsea Manning’e özgürlük!

Andre Damon
15 Mart 2019

Cuma günü, ABD’de bir federal yargıç, cesur ifşaatçı Chelsea Manning’in, WikiLeaks yayıncısı Julian Assange’a karşı Trump yönetimi adına uydurma suçlamalar hazırlayan gizli bir büyük jüri önünde ifade vermeyi reddettiği için hapse atılmasını emretti. Yargıç, acımasızca, Manning’i, ifade vermeyi kabul ederek kendisini mahkemeye itaatsizlikten aklayana ya da büyük jürinin varlığının sonuna kadar, yani belirsiz süreliğine hapiste kalmaya mahkum etti.

Manning, dokunulmazlık teklif edilmesine rağmen, Londra’daki Ekvador büyükelçiliğine etkin biçimde hapsedilmiş olan Assange’a karşı bu kukla mahkemede ifade vermeyi reddederek, cesurca ve ilkeli bir tavır aldı. ABD ve Britanya, Assange’ı büyükelçilikten çıkartmak ve idamıyla sonuçlanabilecek casusluk ve/veya komplo suçlamalarıyla karşı karşıya kalacağı ABD’ye iade ettirmek için komplo kuruyor. Manning, bu sahte hukuk karikatürü ile işbirliği yapmayı reddetmesi üzerine, hızla hapsedildi.

Chelsea Manning’in hapse atılması, acımasız, canice ve tümüyle gayrimeşrudur. Beyaz Saray, orduyu ve devlet aygıtını eleştiren bilgileri yayınlayan ifşaatçılar ve gazeteciler için bir örnek oluşturmak istemektedir.

2010’da, Manning, WikiLeaks aracılığıyla, 12 Temmuz 2007’de ABD’nin Bağdat’taki helikopter saldırısına ilişkin “İkincil Cinayet” videosunu halka açık hale getirmişti. Söz konusu saldırıda ikisi Reuters muhabiri 16 silahsız sivil, soğukkanlılıkla öldürülmüştü.

Manning, Afganistan’daki savaşın başlamasından dokuz; Irak’ın istila edilmesinden altı yıl sonra, Bush ve Obama yönetimlerinin şirket medyasının yardımıyla örtbas ettiği bu ve diğer savaş suçlarını cesurca halka ifşa etmeye karar vermişti.

Irak’ta görevli bir istihbarat uzmanı olarak Manning, sayısız suçu ve komployu belgeleyen bilgilere erişebiliyordu. Bunlar arasında, 4 Mayıs 2009’da Afganistan’ın Granai köyünde 147 sivili katleden hava saldırısının kamera görüntüleri de vardı.

WikiLeaks, Manning tarafından sızdırılan ve sonradan Afgan Savaş Günlükleri ve Irak Savaş Günlükleri olarak bilinen bir dizi belgeyi ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yüz binlerce yazışmasını yayınlamak için, aralarında New York Times’ın, Guardian’ın ve Der Spiegel’in de bulunduğu haber kaynakları ile birlikte çalışmıştı. Irak Savaş Günlükleri, Irak Savaşı’nda kayda geçirilen 109 bin ölünün 66.081’inin sivil olduğunu gösteriyordu. ABD’nin diplomatik yazışmaları, Amerikan emperyalizminin düzinelerce ülkedeki entrikalarını ve komplolarını ifşa etmişti.

Bu toplu katliamın ve caniliğin planlanmasına ya da gerçekleştirilmesine katılan hiç kimse, mahkum edilip hapse atılmak şöyle dursun, suçlanmamıştır. Ancak o zamanlar kendisini ahlaken dünyaya bu suçları anlatmak zorunda hisseden bir er olan Manning, bir kez daha parmaklıkların arkasında.

Obama döneminde, ordu, Manning’i 2010’da tutuklamıştı. Manning, askeri mahkemede yargılanmayı beklerken bir askeri hapishanede yıllarca hücre hapsinde kaldıktan sonra, 35 yıl hapse mahkum edildi ve yedi yılını hapiste geçirdi. O, Birleşmiş Milletler’in işkenceye eşdeğer olduğunu açıkladığı ve kendisini iki kez intihar girişimine sürükleyen cezalandırıcı tedbirlere tabi tutuldu.

Chelsea Manning’in hapsedilmesi ve Julian Assange’a yönelik zulüm, “umut ve değişim” sloganıyla aday olan ve sekiz yıl boyunca savaşa, suikastlara ve iç gözetlemeye başkanlık eden Barack Obama’nın başkanlığını sonsuza dek lekeleyecektir. Demokratik Parti, internetin sansürlenmesi yönelimindeki başlıca gerekçe olarak, hem Moskova hem de Assange tarafından reddedilen, WikiLeaks’in Demokratik Parti Ulusal Komitesi’nden ve Hillary Clinton’ın başkanlık kampanyasından sızan e-postaları yayınlamak için Rus hükümeti ile işbirliği yaptığına ilişkin kanıtlanmamış iddiayı kullanıyor.

Demokratik Parti’nin etrafındaki sahte sol örgütler, WikiLeaks’e yönelik zulmü sahiplenmiş durumdalar. Onlar, başlangıçta Assange’a karşı aşağılık tecavüz iddialarını (İsveç makamlarının 2017’de düşürdüğü iddialar) bir bahane olarak kullanırken, asıl neden, onların, Libya’daki ve Suriye’deki öldürücü rejim değişikliği operasyonları dahil olmak üzere, ABD emperyalizmini desteklemeleridir.

Dikkat çekecek bir şekilde, ne Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri (DSA) ile bağlantılı Jacobin dergisi, ne de Uluslararası Sosyalist Örgüt’ün (ISO) yayın organı Socialist Worker, Manning’in hapse atılmasını haber yaptı. Ne Senatör Bernie Sanders, ne de Kongre üyeleri Alexandria Ocasio-Cortez, Rashida Tlaib ya da Ilhan Omar, Manning’i destekleyen tek bir söz söyledi.

Hali vakti yerinde üst orta sınıfın örgütleri temel demokratik haklara kayıtsızlıklarını açıkça ortaya koyarken, Chelsea Manning’i ve Julian Assange’ı savunabilecek gerçek güç, uluslararası işçi sınıfıdır.

Manning’in WikiLeaks’e sağladığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 250.000’den fazla yazışmasını da içeren belgeler, dünyanın dört bir yanında, 2010-2011’deki Tunus ayaklanmasıyla başlayan bir dizi işçi sınıfı kabarmasını tetiklemeye yardımcı olmuştu.

Bu protestolar, Tunus diktatörü Bin Ali’nin ve Mısır diktatörü Mübarek’in yönetimlerini devirerek, Arap dünyasının büyük kısmına yayıldı. ABD’deki eğitim kesintilerini ve emekliliğe yönelik saldırıları protesto eden öğretmenler ve kamu emekçileri, “Bir Mısırlı gibi yürü” sloganının yazılı olduğu dövizler taşıdılar.

Chelsea Manning, Julian Assange ve Edward Snowden gibi yiğit kişiler, devletle ve onun devasa baskı aygıtıyla kendi başlarına mücadele edemezler. Onların mücadeleleri, toplumsal eşitlik uğruna verdiği mücadelenin demokratik hakların savunusundan ayrılamayacağını kavrayan bir işçi sınıfı hareketinin gelişmesine bağlıdır.

Julian Assange ve Chelsea Manning, sınıf savaşı tutsaklarıdır. Hapsediliyorlar; çünkü ABD’ye ve dünyaya egemen olan mali oligarşiler onların halkı devlet suçları ve komploları hakkında bilgilendirme çabalarını kendilerinin süregiden egemenliklerine yönelik varoluşsal bir tehdit olarak görüyorlar.

Manning’in hapse atılması, bütün dünyadaki işçiler ve gençler arasında öfkeye yol açmış durumda.

Geçtiğimiz hafta sonu, Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP) tarafından, Manning’in ve Assange’ın serbest bırakılması talebiyle Avustralya’nın Melbourne kentinde düzenlenen mitinge yüzlerce kişi katıldı; tüm dünyadan binlerce kişi etkinliği canlı izledi. Önceki hafta sonunda da, Sidney’de, yine azımsanmayacak bir kitleyi çeken ve ünlü gazeteciler John Pilger ve Joe Lauria ile insan hakları önderi Stuart Rees’in konuşma yaptığı bir SEP mitingi düzenlenmişti.

Sidney mitinginde konuşan SEP Ulusal Sekreteri James Cogan, Trump yönetiminin Assange’a zulmünün, demokratik haklara yönelik uluslararası saldırının ve kapitalist egemen sınıfların tüm dünyada diktatörlüğe yönelişinin çok önemli bir parçası olduğu uyarısında bulunmuştu. Bu, sadece birkaç gün sonra Manning’in hapse atılmasıyla doğrulandı.

Bu mitingler, demokratik hakları savunma mücadelesinin işçi sınıfının harekete geçirilmesine dayanması gerektiği perspektifi temelinde örgütlendiler. Melbourne’deki gösteride, Kaliforniya, Oakland’daki öğretmenlerden bir destek açıklaması okundu.

ABD’den Latin Amerika’ya, Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Asya’ya kadar genişleyen bir küresel grev dalgasının ortasında, işçiler, demokratik hakları savunmaya girişmeliler. Chelsea Manning’e, Julian Assange’a ve diğer sınıf savaşı tutsaklarına özgürlük talebi, bu mücadelenin merkezinde yer almaktadır.

Bu mücadele, savaşa, toplumsal eşitsizliğe ve onların kapitalist sistemdeki kaynaklarına karşı mücadele ile birleştirilmelidir.

Sosyalist Eşitlik Partisi (ABD), Chelsea Manning’in hapse atılmasına yönelik muhalefetin örgütlenmesine öncülük ediyor. Bu, Julian Assange’ı savunma mücadelesiyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Bugün, Manning’e özgürlük talep etmek için ABD genelinde düzenlenecek toplantıları ve mitingleri duyuruyoruz.

Tüm Amerikalı okurlarımıza sesleniyoruz: Bulunduğunuz bölgedeki toplantıya ya da mitinge katılarak Chelsea Manning’e ve Julian Assange’a özgürlük mücadelesine dahil olun!