Irak’ta ağır insani kriz: 800.00 insan açlık içerisinde yaşıyor

Jean Shaoul
24 Nisan 2017

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) ile Irak hükümetinin hazırladığı ortak bir raporda, Iraklı ailelerin yarısından fazlasının (20 milyona yakın insan) açlık riski altında olduğu ve çatışma ya da temel gıda fiyatlarındaki artış gibi yeni şoklara dayanamayacağı uyarısında bulundu.

Bu, Washington’un başlattığı ve bir zamanlar refah içinde olan bir ülkeyi harap eden yaklaşık 40 yıllık savaşların, yaptırımların, işgalin ve iç savaşın sonucudur.

Irak’ın karşı karşıya kaldığı kitlesel bir insani felaket tehlikesinin artmasının başlıca sorumluları, 1991’de ve ardından 2003’de ülkeyi işgal etmiş olan Amerikan emperyalizmi ile onun Avrupalı müttefikleridir.

Tüm ülkede, hala ABD kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlar sürüyor. Onların yerleşim alanlarına yönelik ayda 200-300 insansız hava aracı füzesi ve bombalama saldırıları, eğer binlerce değilse, yüzlerce sivil erkeği, kadını ve çocuğu katletti.

Irak Savunma Bakanlığı’na göre, 17 Mart tarihinde, Musul’un batı bölgesindeki yoğun nüfuslu Jadia mahallesine yapılan ve en az 531 insanın öldüğü bombalama saldırısı, ABD kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen ve kitlesel sivil kayıplarla sonuçlanan bir dizi saldırının yalnızca en kanlı olanıdır. Iraq Body Count [Irak’lı Ölü Sayısı] adlı araştırma grubu, yılbaşından bu yana, hava saldırılarında 5 binden fazla insanın öldürüldüğünü tahmin ediyor.

WFP’nin, 18 Şubat’ta başlayan Batı Musul’a yönelik son saldırıdan önce, Aralık ayında yaptığı çalışma, ülke genelindeki kentsel ve kırsal alanlarda yaşayan 20.000 aile ile yapılan anketlere dayanıyor. İnsanlar çatışmalardan kaçtıkları için, kriz o zamandan beri yoğunlaşmış durumda.

Rapor, Musul’a yönelik saldırıdan önce bile, Iraklıların yaklaşık yüzde 2,5’lik kesiminin “açlık tehdidi” altında olduğunu belirtiyor. Yani, 800 binden fazla insan, her gece yatağa aç gidiyor.

Irak ve Şam İslam Devleti’nin (IŞİD), ülkenin üçte birini ele geçirdiği 2014 yılından bu yana, üç milyondan fazla insan yerinden edilmiş durumda. Rapor, ülke içinde yerinden edilmiş insanların üçte ikisinin (yaklaşık 2 milyon insan) ve kendi evlerinde yaşayan Iraklıların yarısından fazlasının beslenmek için yeterli miktarda gıdaya sahip olmadığını tahmin ediyor. Durum o kadar kötü ki, 15 yaş altındaki çocukların neredeyse yüzde 75’i, okula gitmek yerine ailelerine yardımcı olmak için çalışıyor.

Irak’ta bugüne kadar düzenlenmiş bu en kapsamlı araştırma, yerleşik olanların yüzde 53’ünün ve yerinden edilmiş insanların yüzde 66’ının yeterli gıdaya ulaşamama riski altında olduğunu ortaya koyuyor. Bu risk, halen kendi evlerinde yaşayan insanlarla karşılaştırıldığında, ülke içinde yerlerinde edilmiş ailelerde iki kat daha fazla.

Gıda açısından risk altında olan ailelerin en yoğun olduğu yer, Irak’ın güneybatısında, Suudi Arabistan sınırında bulunan, uzun süredir ihmal edilmiş Muthanna vilayeti. Diğer yüksek yoğunluklu yerler, büyük ölçüde, başkenti Tikrit’in Saddam Hüseyin'in memleketi ve destek üssü olduğu Sünni Salah al-Deen vilayetinde.

Dünya Gıda Programı, şu anda, Irak’taki 18 vilayette yerinden edilmiş, en savunmasız 1,5 milyon insana, nakit para dağıtım sistemi ve aylık aile karneleri yoluyla aylık gıda yardımı yapıyor. Bağışçılar sözlerini yerine getirmeyi başaramadıkları için, WFP Ocak ayında gıda paylarını yarı yarıya azaltmak zorunda kaldı. WFP, 2017 yılı Eylül ayı sonuna kadar, maliyetlerini karşılaması için 113 milyon dolar toplamak zorunda olduğu için, mevcut yardımların bile risk altında olduğu uyarısında bulundu.

Bu miktar, büyük güçler tarafından savaşa ve militarizme heba ettiği kaynaklarla karşılaştırıldığında devede kulak kalmaktadır. ABD’nin Pentagon savaş makinesi, tek başına, haftada 10 milyar dolardan fazla para harcıyor.

II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük kentsel askeri operasyonlardan biri olan Musul'u IŞİD’den geri alma girişiminde yerlerinden edilen çok sayıda insanın etkisi göz önüne alındığında, WFP tarafından derlenen çarpıcı rakamlar bile önemsiz görünmektedir.

Ocak ayının sonunda, kentin doğu bölgesini ele geçirmek için başlatılan askeri harekatın ardından, 1,8 milyon insana ev sahipliği yapan doğu Musul’da yaşayan 400.000 kişinin en az 160.000'i evlerinden kaçmıştı.

ABD hava kuvvetlerinin başını çektiği hava saldırılarının koruması altında Irak kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen saldırı çok sayıda sivilin ölümüne neden oldu. Sivil ölümleri, böyle bir çatışmada beklenen yüzde 15-20'den çok daha yüksek biçimde, tüm kayıpların yaklaşık yarısını oluşturuyordu. Bu, Irak güvenlik kuvvetlerinin, ağır silahlı saldırıları yasaklayan, sivillerin evlerinde kalmalarını gerektiren ve gerektiğinde insani çıkış koridorlar sağlayan bir planı yaşama geçirme sözü vermesine rağmen gerçekleşti.

Durum, Musul’un doğusunun ele geçirilmesinden bu yana neredeyse hiç düzelmedi. Bubi tuzakları kaldırılırken ve bazı insanlar evlerine dönerken, su, elektrik ve gıda sıkıntısı yaşanıyor. Okullar, öğretmenlere ödenen maaşların gecikmesi nedeniyle iki ay boyunca kapalı kaldı. Middle East Eye web sitesine konuşan Birleşmiş Milletler ’in Irak’taki insani koordinatörü Lise Grande, “Kaygı verici bir şekilde, gerçekte çok sayıda insan Musul’un doğusunu terk ediyor. İnsanlar bize, burayı, yeterli gıda dağıtılamadığı ve kötü muameleye maruz kaldıkları (hatta bazıları kendilerini tehdit altında hissettikleri) için terk ettiklerini söylüyorlar."

Gerçekten, Iraklı yetkililer IŞİD’i desteklediği düşünülen aileleri hedef alıyorlar. Bu, Musul'un, yeniden ele geçirilmelerinden sonra Felluce’nin ve Ramadi'nin başına gelen korkunç mezhepsel tacize ve yozlaşmış yönetime maruz kalacağı kaygısına yol açıyor. Musul’un doğu bölgesi Aralık ayında yeniden ele geçirilmiş olmasına rağmen, Erbil'de kalmaya devam eden Musul valisi Nofal Hammadi el-Sultan, Şubat ayına kadar kenti ziyaret bile etmedi.

Patlama tehlikesi oluşturan şiddetli mezhepsel anlaşmazlık, Irak savaşının ardından Washington'ın böl ve yönet politikasıyla doğrudan bağlantılıdır. Gerici IŞİD’e verilen destek, yalnızca, Sünni nüfusun Şii egemenliği altındaki Bağdat hükümeti tarafından dışlandığı ve onun uyguladığı mezhepsel şiddete maruz kaldığı koşullarda ortaya çıkmıştı.

Dahası, en az 355.000 Iraklının, kentin her gün 15.000 kişinin terk ettiği batı bölümünü geri almak için Şubat ayında başlayan savaştan kaçtığı düşünülüyor. Grande, "Önümüzdeki günlerde ve haftalarda, yüz binlerce kişi daha kaçabilir" dedi.

Ülke içinde yerinden edilmiş insanlar, bazen üç ya da dört ailenin 4 x 10 metre uzunluğundaki çadırlara tıkıştırıldığı, pilav ve salça yardımı almak için uzun kuyruk sıralarında beklediği bakımsız kamplarda, korkunç koşullarla karşı karşıyalar.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, kısa bir süre önce, büyük güçlere, kenti terk eden insanlara yardım sağlamaları için acil bir çağrı yayınladı. Antonio Guterres, yerinden edilen insanlara yönelik kamplardan biri olan Hassan Sham kampına yaptığı ziyarette, "Bu insanlara destek olmak için yeterli kaynaklarımız yok" dedi ve ekledi: "Ne yazık ki, programımız sadece yüzde 8 oranında finanse edildi."

Irak güçleri kentin bir bölümünü yeniden ele geçirirken, şehrin haftalarca sokak çatışmalarına sahne olan yoğun nüfuslu tarihi kısmında, en az 400.000 insan sıkışıp kalmış durumda. IŞİD liderlerinden birçoğunun Musul’dan ayrıldığı düşünülse de, ABD, kentte halen yaklaşık 2.000 asinin keskin nişancılar, araba bombaları ve intihar saldırılarıyla Irak kara kuvvetlerine direndiğine inanıyor.

BM insani yardım koordinatörü, "Batı Musul'daki zararın düzeyi, kentin tarihi kısmını geri alma savaşı başlamadan önce bile, doğudakinden çok daha fazla" dedi. [Vurgular sonradan eklendi.] Evler yıkılmış, okullar ve sağlık merkezleri ile elektrik ve su istasyonları dahil, önemli kamu altyapı tesisleri zarar görmüş durumda.

Medya, ABD bombalarının ve füzelerinin yol açtığı Irak halkı üzerindeki ölümü ve yıkımı büyük ölçüde göz ardı etmekte ve neredeyse hiç bir kayda değer haber vermemektedir. Bu, Suriye hükümetinin sorumlu tutulduğu kimyasal saldırısının kurbanları konusunda timsah gözyaşları dökenlerin ahlaki öfkesi ile çarpıcı bir şekilde çelişmektedir.