Mueller soruşturması WikiLeaks editörü Julian Assange’ı suçlamaya mı hazırlanıyor?

James Cogan
6 Eylül 2018

Özel hukuk müşaviri ve eski FBI müdürü Robert Mueller’in, 2016 ABD başkanlık seçimlerine yapıldığı iddia edilen “Rus müdahalesi”ne yönelik soruşturması, WikiLeaks’in editörü Julian Assange’a karşı bir iddianame yayınlamaya yakın. Bu, James Gordon Meek ile Ali Dukakis tarafından yazılan ve 29 Ağustos’ta American Broadcasting Company’de (ABC) yayınlanan uzun bir yazıdan çıkarılabilecek olan sonuçtur.

James Gordon Meek, herhangi bir gazeteci değildir. O, Amerikan medyasında ABD istihbarat, polis ve ordu aygıtının görüşlerini ifade eden başlıca kanallardan biri sayılmalıdır. Meek, artık 25 yıla ulaşan kariyeri boyunca, defalarca, devlet içindeki “isimsiz kaynaklar” tarafından, ABD’nin “terörle mücadele” bahanesi altında gerçekleştirdiği askeri harekatları ve antidemokratik zorbalıkları gerekçelendirmek için kullanılan çok sayıda sözde terör komplosu üzerine korkutucu bir şekilde haber yapmak için kullanılmıştır. O, 2011’den 2013’e kadar, kongrenin İç Güvenlik Komitesi için önde gelen “terörle mücadele danışmanı” olarak çalıştı.

Meek’in Julian Assange konusuna ilgisi, bu yüzden önemlidir. Yazının temelini oluşturan ve kanıtlanmamış olan öncül, WikiLeaks’in, ABD’deki seçim sonucunu manipüle etmek için, Rus istihbaratını ve Donald Trump’ın başkanlık kampanyasını desteklemiş biri olan Roger Stone’u kapsayan bir komplonun parçası olduğudur.

Meek ve Dukakis, gerçek gibi, Assange’ın “hem dostlarının hem düşmanlarının gündeme getirdiği dramadaki rolüne ilişkin sorularla birlikte, Rusların 2016 seçimlerine müdahale etme çabalarını çevreleyen küresel siyasi skandala karışmış” olduğunu yazıyor ve şunu ileri sürüyor: “Assange’ı koruyan duvarlar, birden çok şekilde kuşatılacak gibi görünüyor.”

Yazı, şöyle devam ediyor: “Kısa süre önce, en az beş görgü tanığını WikiLeaks ile bağlantıları hakkında sorgulayan Özel Hukuk Müşaviri Robert Mueller’in soruşturmacıları, WikiLeaks’in, Rusların 2016 seçimlerine müdahale etme çabalarındaki olası rolünü araştırıyorlar. Assange, onu Ekvador büyükelçiliğinde barındıranların sığınmasını iptal etmesi ve onu oradan çıkartması durumunda, İsveç’te o zamandan beri düşmüş olan bir tecavüz soruşturmasıyla ilişkili bir tutuklama kararına uymadığı için Britanyalı yetkililerce derhal tutuklanmakla karşı karşıya kalır. Bu tutuklama, ABD’li yetkililerin Assange gözaltında iken onu bir suçla itham etme kararı almaları durumunda, ABD’ye olası iadesinin önünü açabilir.”

Bu tür bir senaryonun ayrıntılandırıldığı bağlamı değerlendirmek gerekiyor.

Assange, WikiLeaks’in 2010 yılında ABD’nin Irak ile Afganistan’daki emperyalist savaş suçlarına ilişkin mahkum edici ifşaatlarını ve ardından Washington’ın dünya çapında yürüttüğü kirli antidemokratik entrikaları açığa vuran ABD’nin diplomatik yazışmalarını yayınlaması nedeniyle, amansız bir zulme ve iftiraya tabi tutulmuştur. O, altı yıldır, düzmece ve uydurma cinsel saldırı iddiaları üzerine “sorular”a cevap vermek üzere İsveç’e iade edilmekle karşı karşıya olduğu koşullarda 19 Haziran 2012’de siyasi sığınma isteyip aldığı Londra’daki küçük Ekvador büyükelçiliğinde yaşamaya zorlanıyor.

Julian Assange, hiçbir suç işlememiş ve hiçbir zaman herhangi bir şeyle suçlanmamıştır. İsveç’in iade kararının arkasındaki tek neden, onu, düzmece casusluk suçlamaları üzerine göstermelik bir yargılamayla ve onlarca yıllık hapis ya da olası bir idam cezasıyla karşılaşmak üzere hızla ABD’ye iade edilebileceği bir ülkeye vermekti.

İsveçli savcılar, düzmece soruşturmalarından Mayıs 2017’de vazgeçtiler. Britanya hükümetinin Assange’ı Ekvador büyükelçiliğinden dışarı atması durumunda yakalayıp tutuklama kararlılığı, onun doğrudan güneş ışığından, yeterli tıbbi ve diş tedavisinden ve toplumsal bağlantıdan yoksun kalmasına neden oluyor. Assange, Birleşmiş Milletler’in bir çalışma grubunun Aralık 2015’te “keyfi gözaltı”, “özgürlükten yoksun bırakma” ve “insan haklarının ihlali” olarak nitelediği koşullara katlanıyor.

Onun koşulları, 28 Mart’tan beri, yani beş ayı aşkın süredir, daha da acımasız hale getirilmiş durumda. Ekvador’daki Moreno hükümeti, Washington’a yaranma girişimlerinin parçası olarak, Assange’a saldırıya geçti. Moreno hükümeti, onun Avustralya’daki ailesi dahil olmak üzere dış dünya ile herhangi bir şekilde iletişime geçme ve hukuki temsilcileri dışında ziyaretçi kabul etme hakkını kaldırdı.

Meek ve Dukakis, ABC’deki yazılarında şunları yazıyorlar: “Arkadaşlarının bir ‘internet yaratığı’ dediği Assange’ın, özellikle Mart ayında elektronik aygıtlarının alınmasından beri, oradaki zamanını nasıl geçirdiği hakkında çok az şey biliniyor. Ziyaretçiler, ABC News’e, onun okuduğunu, bir yürüme bandı kullandığını ve bir pencereden aşağıdaki sokak yaşamını gözlemlediğini söylediler.”

Meek ile Dukakis’in yazısındaki muhtemelen en tiksindirici paragraf şöyle: “Assange’a en yakın insanlar, onun avukatlarıyla, destekleyicileriyle ve dostlarıyla bir dizi görüşmede, onun şimdiki durumuna ilişkin kasvetli bir tablo ve geleceği üzerine ümitsiz bir manzara çizdiler;, ABC News’e, onun büyükelçilikten çıkmaya zorlanacağı günü hem arzuluyor hem de bundan çok korkuyor olabileceğini söylediler.”

Amerikan devletinin sözcüleri, ne kadar cesur olursa olsunlar, tüm insanların çökertilebileceği ve psikolojik ya da fiziksel bir kırılma noktasına getirilebileceği gerçeğinden sadistçe zevk alıyorlar. Onların Julian Assange için öngördükleri şey, “amansız bir gelecek”tir.

Assange’ın 2016 ABD başkanlık seçimini manipüle etmeye yönelik bir komplonun parçası olduğu iddiası, çeşitli karışımlara, çarpıtmalara ve apaçık yalanlara dayanmaktadır.

Suçlamalar, WikiLeaks’in, Temmuz 2016’da, Demokratik Parti Ulusal Komitesi’nden (DNC) bir dizi e-postayı yayınlamasına odaklanıyor. Assange ve onun medya kuruluşu, bunu yaparak, görünüşte tarafsız bir organ olan DNC’nin kendinden menkul sosyalist Bernie Sanders’ın başkanlık kampanyasını zayıflatıp baltalamaya ve Hilary Clinton’ın Demokratik Parti başkan adaylığını kazanmasını güvenceye almaya çalıştığını ifşa etmişti.

Ekim 2016’da, WikiLeaks, Clinton’ın kampanya başkanı John Podesta’nın gönderdiği ve Clinton’ın bir büyük şirket maşası ve savaş kışkırtıcısı olduğunu daha fazla açığa vuran e-postaları yayınlamayı sürdürdü.

WikiLeaks’i DNC’nin ve Podesta’nın e-postalarını yayınladığı için suçlayanlara katılanlar, bütünüyle gerici oldukları için kendi siyasi görüşlerini genellikle açıklamıyorlar. Julian Assange’ın Donald Trump’a yardım ettiği yönündeki tüm sav, Amerikan işçilerinin ve gençlerinin Clinton ve kampanyasının karakteri hakkında bilgiden yoksun bırakılması ve bilgisiz bir şekilde, onu ABD başkanı olarak seçmeleri gerektiği varsayımına dayandırılıyor.

WikiLeaks’in, DNC’yi heklemek için Rus istihbaratı kurumları ile işbirliği yapmak şöyle dursun, DNC’nin ve Podesta’nın e-postalarını onlardan aldığına ilişkin, kesinlikle hiçbir kanıt bulunmuyor. Assange, herkesin önünde, kaynağının Rusya bağlantılı olmadığını belirtmişti. Britanya’daki bir ifşaatçı ve önde gelen bir WikiLeaks destekleyicisi olan Craig Murray, sızıntıların kaynağının, Sanders’ın kampanyasını baltalamaya yönelik komplocu çabalarına öfkelenmiş “şikayetçi” DNC çalışanları olduğunu bildiğini söylemişti.

Assange ile Trump’ın kampanyası arasında bir gizli anlaşmaya ilişkin de hiçbir kanıt söz konusu değildir. WikiLeaks, DNC’nin e-postalarını Temmuz 2016’da yayınlamıştı. Trump’ın destekçisi Roger Stone’un Assange ile bağlantıya geçme yönündeki ilk girişimi ise, Ağustos ayına kadar gerçekleşmedi. O, WikiLeaks’e, devletin yazışma arşivlerini esas alan ve Stone’a, kuruluşun yayınlamış olduklarını okumaktan başka bir şey yapmayan Amerikalı radyo sunucusu Randy Credico üzerinden ulaşmaya çalışmıştı.

Dahası, Stone Credico’ya yazdığında, Trump tarafından resmi kampanya ekibinden çıkartılmasının üzerinden bir yıldan fazla geçmişti.

WikiLeaks’in Rusya ve Trump yararına faaliyet gösterdiği iftirasını yineleyen ya da Julian Assange açıkça karalanır ve ona karşı bir suç soruşturması düzenlenirken sessiz kalan tüm siyasi örgütler ve medya kuruluşları, bütün demokratik hak ve ifade özgürlüğü savunucularının katıksız aşağılamasını ve kınamasını hak etmektedirler.

Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS), Julian Assange’ın koşulsuz özgürlüğünü elde etme mücadelesine kendini adamıştır. WikiLeaks, çığır açan gazetecilik çalışmasına devam edebilmelidir.

Assange’ın ve WikiLeaks’in savunusu, egemen sınıfın, bağımsız ve eleştirel seslerin savaşa, toplumsal eşitsizliğe ve demokratik haklara yönelik saldırıya karşı siyasi muhalefeti geliştirmek için internetin muazzam demokratik potansiyelini kullanma becerisini ortadan kaldırma yönündeki sistematik girişimlerini yenilgiye uğratmayı amaçlayan daha kapsamlı mücadelenin çok önemli bir parçasıdır.