Ekvador, Julian Assange’ın siyasi sığınma haklarına güvence vermeyi reddetti

Mike Head
28 Temmuz 2018

Haberlere göre, Ekvador Dışişleri Bakanlığı, WikiLeaks’in editörü Julian Assange’ın karşı karşıya olduğu ölümcül tehlikenin bir başka belirtisi olarak, Assange’ın hukuk ekibinden gelen ve onun geleceği hakkında güvenceler isteyen iki mektuba yanıt vermedi.

Geçtiğimiz hafta, Assange’ın yakında Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden çıkartılabileceğine ilişkin güvenilir haberler yayınlandı. Assange’a, ömür boyu hapis ya da idam cezası getirebilecek olan casuslukla bağlantılı suçlamalarla karşılaşmak üzere ABD’ye iade edilmekten korumak adına, büyükelçilikteyken 2012’de siyasi sığınma tanınmıştı.

Assange’ın avukatlarından Carlos Poveda, 24 Temmuz’da Sputnik haber sitesine şunları söyledi: “Ekvador Dışişleri Bakanlığı’na biri 10 gün diğeri beş gün önce olmak üzere iki mektup gönderdik; [Assange’a] sığınma tanımayı reddetme konusunda kaygılarımızı ifade ettik ve hiçbir yanıt almadık.”

Avukata göre, eğer Ekvador Assange’ın sığınmasını kaldırırsa, WikiLeaks’in kurucusunun hükümet yetkilileri ile görüşmek ve üçüncü bir ülkeye olası iadesi hakkında bilgi almak için bir fırsata sahip olması gerekiyor.

Ekvador’un uluslararası hukuk altındaki temel sığınma hakkını açıkça reddetmesi, daha önceden belirtilmiş olduğu gibi, Ekvador hükümetinin, Assange’ı teslim etmek üzere Britanya ve Amerika hükümetleri ile gizli görüşmelere girdiğine ilişkin bir başka uyarıdır.

Poveda, Ekvador Dışişleri Bakanlığı’nın, Assange’ın temsilcilerinin görünüşte küresel bir engellilik zirvesinde konuşmak için bu hafta Britanya’da bulunan Devlet Başkanı Lenin Moreno ile görüşme talebine de yanıt vermediğini söyledi. Poveda, Sputnik’e, “[Ekvador] bunu yapmaya istekli değil gibi görünüyor.” dedi.

Ekvador Dışişleri Bakanlığı, bu haftanın başında, Moreno’nun Assange’ın yazgısını Britanyalı yetkililer ile görüşeceğini inkar etmişti. Bu inkar, Moreno’nun, gerçekte, Assange’ı büyükelçilikten çıkarma yönünde bir anlaşmayı noktalamak için Britanya bakanlarıyla görüşme düzenleyeceğine ilişkin çok sayıda haberin ardından gelmişti.

Eğer Assange büyükelçilikten ayrılırsa, sözde sığınma talep ettiği altı yıl önce kefalet şartlarını ihlal etmekten, Britanya polisi tarafından hemen tutuklanacak. Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, geçtiğimiz hafta, Assange’ın Britanya polisinden “sıcak bir karşılama” göreceğini ve “ciddi suçlamalar” ile karşı karşıya olduğunu söyleyip seviniyordu.

Başbakan Theresa May hükümeti, İsveç makamları geçtiğimiz yıl düzmece cinsel saldırı iddiaları hakkında sorgulamak için ona karşı çıkarılan Avrupa tutuklama kararını sonunda düşürmüş olmasına rağmen, Assange’a karşı kefalet şartlarını ihlal işlemlerini bırakmayı reddetti.

WSWS’nin bu hafta bildirmiş olduğu üzere, Assange, Britanya makamları tarafından, büyük ihtimalle ABD’ye iade edilmeyi bekleyeceği iki yıl ya da daha fazla süre hapsedilecek. Hem ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo hem de Adalet Bakanı Jeff Sessions, Assange’ı kovuşturup kalıcı bir şekilde susturma kararlılıklarını ilan etti.

WikiLeaks editörü, dünyadaki başlıca siyasi tutuklu haline gelmiştir. Assange, Ekvador büyükelçiliği içinde kapana kısılmış ve sürekli izlenir bir halde altı yılı aşkın bir süre geçirmiştir ve 28 Mart’tan beri, annesi dahil, dış dünya ile tüm iletişimi kesilmiştir.

Assange, tek bir suçla bile suçlanmamıştır. Onun karşı karşıya kalabileceği tek “ciddi suçlama”, ABD’dedir. O, Washington’daki ve onun müttefiki ülkelerdeki egemen seçkinler, WikiLeaks’in, toplu gözetlemeleri, antidemokratik entrikaları ve savaş suçlarını süregiden ifşasının etkisinden korktuğu için hapsediliyor.

Assange’ın annesi, Christine, bu hafta, WSWS ile yaptığı bir röportaj üzerinden, insanlara, oğluna yönelik zulme ve siyasi özgürlüğe yönelik daha kapsamlı tehdide karşı çıkmaları için bir çağrı yaptı.

O, “Totaliter bir devlet haline gelmeye doğru ilerliyoruz; işte 1984” uyarısında bulunuyor ve şunları ekliyordu: “Eğer bununla şimdi mücadele etmezseniz, daha sonra altında ezileceksiniz. Julian, bunun ön safındadır: o şu anda birinci hedef ve savunmamız gereken kişi. Bunu, sadece bir anne olarak değil ama bir yurttaş ve demokrasiye ve özgürlüğe inanan biri olarak söylüyorum. Mücadele etmeliyiz, çünkü onu alırlarsa, herkesi alabilirler ve alacaklar da. Bunu hep birlikte yapmalıyız ve bu şekilde baskı güçlerini durdurabiliriz.”

Christine Assange, ayrıca, hükümetlere, siyaset kurumuna, şirket medyasına ve önceden oğlunun savunusuna destek iddiasında bulunan ama daha sonra Assange’ı ve WikiLeaks’i susturmaya çalışan güçlerin arkasında hizaya geçen eski “solcu” ve liberal tabakalara herhangi bir şekilde güvenilmesine karşı uyarıda bulundu.

“İnsanlar, halkın haklarını ve yaşam standartlarını savunan gerçek geleneksel sol ile yalnızca kendi bireysel kaygıları ve ayrıcalıklarıyla ilgilenen sözde liberal sol ya da sahte sol arasında ayrım yapmalılar.”

Assange’ın Londra büyükelçiliğinden çıkartılması durumuna karşı dünya çapında protestolar örgütleniyor (Ayrıntılara buradan bakabilirsiniz). WSWS, bu tür gösterileri desteklemekte ve okurlarını bu gösterilere katılmaya çağırmaktadır. Bununla birlikte, bu tür eylemler, Assange’ı savunma ve internetteki eleştirel seslere ve bağımsız medyaya yönelik artan sansüre karşı çıkma yönünde uzun süreli bir kampanyanın yalnızca başlangıcı olacaktır.

Uluslararası hukuku düpedüz ihlal ederek Assange’ı dışarı atma konusunda açıkça gergin olan Ekvador Dışişleri Bakanı Jose Valencia, Perşembe günü İspanya’daki ABC gazetesine, Ekvador’un Assange’ın sığınma statüsü hakkında “çok açık olduğunu” söyledi.

Valencia, “Bu, üç tarafın (Britanya hükümeti, Ekvador hükümeti ve Assange’ın avukatları), uluslararası hukuk çerçevesinde üstesinden gelmesi gereken bir konu.” dedi ve bu tür görüşmelerin zaten yapılıyor olduğuna işaret edecek şekilde, “bir çözüm bulmanın ne kadar süreceğini öngörmek zor” diye ekledi.

Valencia, Assange’ın birkaç gün içinde dışarı çıkarılacağına ilişkin haberleri açıkça önemsiz gibi gösterirken, sığınmanın “sonsuza kadar” olmadığına ilişkin son açıklamalarını yineledi. O, Assange’ın dış dünya ile iletişiminin kesilmesini de, bunun sansür olmadığında ısrar ederek savundu.

Valencia, “Ekvador, Assange’a, ülkemiz yoluyla ona koruma sağlayan anlaşmalara dayanarak sığınma tanıdı” diye belirtti ve ekledi: “Bu anlaşmalar, sığınma isteyen kişinin siyasi açıklamalar yapamayacağını ya da misafir ülkenin üçüncü taraflarla (bu durumda İspanya’yla) ilişkilerini riske atamayacağını belirtir.”

Bu, önceki İspanyol hükümetinin otoriter hapis cezasına ve görevden alınmış Katalan yönetimi önderlerine karşı iade işlemlerine karşı etkili eleştiriler yapmasının ardından, Assange’ı kurtlara atmayı gerekçelendirmek için bir bahanedir. “Üçüncü taraflar”, kuşkusuz, Moreno hükümetinin bir uzlaşma peşinde koştuğu ABD’yi de içermektedir.

Assange’a karşı atılan adımlar, yalnızca, Britanya’daki Jeremy Corbyn’in önderlik ettiği İşçi Partisi muhalefetinin, Assange’a ABD’ye iade edilmeye karşı bir güvence verilmesini talep etmek şöyle dursun, May hükümetinin tehditlerine karşı çıkmayı reddetmesi nedeniyle mümkün olmuştur.

Bir Avustralya yurttaşı olan Assange’a karşı ABD ile işbirliklerini sürdüren Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull’un hükümeti ve ülkedeki İşçi Partisi muhalefeti de eşit ölçüde sorumludur. Onlar, Avustralya’daki Sosyalist Eşitlik Partisi’nin, ünlü araştırmacı gazeteci John Pilger’ın desteğiyle, 17 Haziran’da Sidney’deki Belediye Sarayı Meydanı’nda düzenlediği ve küresel ölçekte yayınlanan mitingi hiçe sayıyorlar. O miting, Avustralya hükümetinden, Assange’ın, istemesi durumunda, ABD’ye iade edilmeyeceğine yönelik güvencelerle birlikte, Avustralya’ya geri dönme hakkını sağlamasını talep etmişti.

Assange’ın yazgısı, ona karşı bir araya gelen tüm kapitalist hükümetlere, emperyalizm yanlısı partilere, sendikalara ve medya kuruluşlarına karşı, temel demokratik hakları savunma uğruna mücadelenin merkezi bir parçası olarak Assange’ın özgürlüğünü talep eden dünyanın dört bir yanındaki işçilere ve gençlere bağlıdır.