Ekvador hükümeti Britanya ile Julian Assange’ın yazgısını görüşüyor

Bill Van Auken
16 Temmuz 2018

Geçtiğimiz hafta içinde, Ekvador Devlet Başkanı Lenín Moreno ve Dışişleri Bakanı José Valencia, Britanya Başbakanı Theresa May hükümeti ile WikiLeaks’in editörü Julian Assange’ın yazgısını görüşüyor olduklarını belirten açıklamalar yaptılar. Assange, son altı yılını, Haziran 2012’de sığınma talep ettiği Londra’daki Ekvador büyükelçiliğinde geçirdi.

Moreno hükümeti, Mart ayında Assange’ın internetini kesti ve onu bir hükümlüden daha az hakla hücre hapsi koşullarına sokacak şekilde, telefon görüşmesi yapmaktan ve avukatları dışında ziyaretçi kabul etmekten yoksun bıraktı.

Assange, WikiLeaks’in Irak ile Afganistan’daki ABD savaş suçlarını, Dışişleri Bakanlığı komplolarını ve CIA’in elektronik izlemesini ve siber savaşını ifşa etmesi nedeniyle, Londra’nın ve Washington’ın, onu tutuklayıp uzun hapis, hatta idam cezası getiren hainlik ve casusluk suçlamalarıyla karşılaşmak üzere ABD’ye iade etme yönündeki eşgüdümlü bir komplosu ile karşı karşıya bulunuyor.

Geçtiğimiz Perşembe günü, Moreno, başkent Quito’daki yabancı medya için düzenlenen bir basın toplantısında, hükümetinin, Assange meselesini “çözmek” için Londra’daki May hükümeti ile görüşüyor olduğunu söyledi.

O, yerini Washington’la güçlü bağlara sahip ABD eğitimli bir diplomat olan Valencia’nın aldığı ülkenin eski dışişleri bakanı María Fernanda Espinosa tarafından Assange’a Ekvador yurttaşlığı verilmesi kararını eleştirdi.

Moreno, Fernanda Espinosa’nın kararı hakkında, “Bu, hiçbir şeyi sonuçlandırmamış başarısız bir girişimdi.” dedi ve şunu ekledi: “Tersine, sorunu çözmek şöyle dursun, çözmeyi yalnızca daha zor hale getirdi.”

Moreno, Quito’nun Assange’a ilişkin yeni bir strateji benimsemiş olduğunu belirtti: “Bu yeni aşamada, başlamamız gereken yerden başladık: İngiltere’deki yetkililer ile görüşme.”

“Onların, bize, uluslararası hukuk yararına ve Bay Assange’ın yaşam hakları yararına kullanmamız için belirli türde bir bilgi verdikleri, çok verimli bir diyalog başlattık.”

O, ne Ekvador hükümetinin ne de Assange’ın, onun “tüm yaşamı boyunca sığınma halinde kalması”nı istediğini söyledi ve “bir çözüm bulmak zorundayız ve bunu İngiliz hükümeti ile beraber yaparsak, çok daha iyi.” diye ekledi.

Moreno’nun açıklamaları, Dışişleri Bakanı Valencia’nın Pazartesi günü yaptığı ve Assange’a sığınma tanımanın Quito’nun Britanya ile ilişkisini “etkilediği”nden yakınan bir açıklamayı izliyordu.

Bununla birlikte, Valencia, Moreno hükümetinin Londra ile “çeşitli türlerde bağlantılar” geliştirdiğini vurguladı ve “İleride Bay Assange meselesinin tüm taraflar için mutlu bir şekilde çözülebileceğini umuyoruz. Büyük Britanya ile ilişki daha da güçlenecek.” dedi.

Assange, ilk kez 2012’de, İsveç hükümetinin, hiçbir zaman bir cezai kovuşturma düzeyine yükselmemiş olan düzmece cinsel suistimal iddiaları konusunda “sorgulanmak” üzere İsveç’e iade edilmesini talep ettiği koşullarda, sığınma talep etmişti. Assange, haklı olarak, bu yasal tuzağın asıl hedefinin onu tutuklayıp ardından da ABD’ye iade etmek olduğundan endişelenmişti.

İsveç makamları o zamandan beri Assange’a yönelik uydurma soruşturmalarını düşürmüş olsalar da, Britanya hükümeti, yine onu ABD’de ihanet ve casusluk kovuşturmasıyla karşılaşmak üzere iade edilme tuzağına düşürecek şekilde, Assange’ı, büyükelçilikten dışarı adımını attığı anda kefalet şartlarını ihlal suçlamasıyla tutuklayacağını açıkça ortaya koydu. Bir Avustralya yurttaşı olan Assange, Washington’ın ona karşı komplosunda bir suç ortağı olan Avustralya hükümeti tarafından, hakkı olan yardımdan mahrum bırakıldı.

Moreno ile Valencia’nın açıklamaları kötülük habercisidir. Her ikisi de, Ekvador hükümetinin, “Assange sorununu”, uluslararası hukuka ve sığınma konusundaki temel demokratik haklara dayanarak değil; tersine, Quito hükümetinin keskin bir şekilde sağa yöneldiği ve hem ABD hem Britanya emperyalizminden gelen yoğun basınç altında olduğu koşullarda, ulusal ve uluslararası siyasi çıkarlara göre “çözme” çabalarını ilerletiyor olduğunu belirtmektedir.

Eski devlet başkanı Rafael Correa’nın başkan yardımcısı ve özenle seçilmiş ardılı olan Moreno, geçtiğimiz yıl Mayıs ayında iktidara gelmesinden beri, önceden Venezuela’daki Hugo Chavez’in öncülük ettiği “21. yüzyıl sosyalizmi” ve “Bolivarcı devrim” söylemini kullanmış burjuva ulusalcı bir politikacı olan Correa yönetimi altında başlamış olan sağa kayışı keskin bir şekilde hızlandırdı.

Correa’nın Yurttaş Devrimi Partisi’nden kopan Moreno, o zamandan beri, 2010’daki bir darbe girişimine bulaşmasının ardından Kolombiya’ya kaçmış Ekvadorlu sağcı bir politikacının acemice kaçırılma olayında parmağı olduğu yönündeki düzmece suçlamalarla karşılaşmak üzere Correa’nın Belçika’dan iade edilmesini isteyen yargıçları destekliyor.

Yerli ve yabancı sermayeye Ekvador işçi sınıfı zararına mali destek sağlamak için tasarlanmış IMF politikalarını uygulayan Moreno, ayrıca, Ekvador’un dış politikasını ABD emperyalizminin Latin Amerika’da egemenlik yönelimi ile uyumlu hale getirmeye çalışıyor.

Geçtiğimiz ay, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Moreno’yla, en azından resmi olarak, Washington’ın Venezuela’yı yalıtma ve ekonomik olarak boğma harekatını tırmandırmasına Ekvador’un desteğini istemeye odaklanan görüşmeler yapmak üzere Quito’yu ziyaret etti. Bununla birlikte, Pence ABD’ye gitmek üzere ayrılmadan önce, Demokratik Partili önde gelen 10 senatör, başkan yardımcısından, Assange’ın sığınmasını reddetmesi ve onu Londra büyükelçiliğinden çıkarması için Moreno’ya baskı yapmasını talep eden bir açıklama yayınladılar. Pence, büyük ihtimalle, perde arkasında, benzer şekilde taleplerde bulunmuştu.

Ziyaretin ardından, ABD’nin Ekvador Büyükelçisi Todd Chapman, “Ekvador, bizim Amerika’daki ortağımız; uzun süreli dostumuzdur. Bunu artık daha içten ve daha sağlam bir şekilde ifade edebiliyoruz … Kaybettiğimiz zamanı telafi ediyoruz, bu önemli.” diye konuştu.

Moreno, Pence’in ziyaretinden beri, görev duygusuyla, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu Correa’ya destek ifade ettiği için kınayıp Ekvador’un Caracas büyükelçisinin geri dönmesini durdurarak, Ekvador ile Venezuela arasındaki gerilimleri arttırdı.

ABD’nin Ekvador’a yönelik sert basıncı, kaba ifadesini, bu ilkbaharda Cenevre’de düzenlenen, Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Toplantısı’nda buldu.

Ekvador, çocukların anne sütü ile beslenmesine ilişkin sağlık yardımlarını (bir araştırmanın, bunun dünya çapında benimsenmesinin her yıl 800.000 çocuk ölümünü engelleyebileceğini tahmin etmesi nedeniyle) destekleyen ve bebek mamasını teşvik eden yanlış reklamların kısıtlanması çağrısı yapan görünüşe göre zararsız bir önergenin destekçisiydi.

Özellikle temiz su yokluğunun bu ürünleri ölümcül hale getirdiği daha ezilen ülkelerdeki pazarları ele geçirmeye çalışan gıda sektörünün ve bebek maması üreticilerinin kar çıkarlarıyla harekete geçirilmiş olan ABD delegeleri, karara karşı saldırgan bir şekilde müdahale ettiler.

ABD’nin müdahalesine kar çıkarları yön vermiş olsa da, Ekvador’a yönelik saldırganlıkları olağandışıydı. Bu olay hakkında ilk kez bu hafta haber yapan New York Times’a göre, ABD’nin Quito büyükelçisi, Washington’ın, karara desteğini çekmezse ülkeye tüm askeri yardımı keseceğini söylemişken, ABD’li yetkililer Ekvador’a karşı ticari yaptırımlar uygulama tehdidinde bulunmuşlar.

En sonunda Rus hükümetinin uygulamayı kabul etmesinin ardından geçen söz konusu önleme desteğini çeken Moreno hükümeti, ABD’nin tehditlerine hızla boyun eğdi.

Bu olay, Moreno hükümetini Washington’ın çizgisine gelmeye şartlandırmanın bir aracı işlevi gördü. Açık tehlike, Moreno hükümetinin, Julian Assange’a sığınma sağlamaktan vazgeçmesi yönündeki taleplere de benzer bir şekilde karşılık vermesidir.

Bu gelişmeler, Latin Amerika, Britanya, ABD ve dünya işçi sınıfı içinde, Assange’ın özgürlüğü uğruna ve onu Washington’daki yasal linç çetesinin eline teslim etme yönündeki her türlü girişime karşı mücadeleyi yoğunlaştırma gerekliliğini vurgulamaktadır.